Kaş yaparken...

AKP iktidarının Milli Görüş tabanından devraldığı seçmenlerine imam hatip okulları konusunda borcu var. Bu baskı, iktidarı ortalığı ayağa kaldırmadan bir çözüm üretme arayışına itiyor.

Haberin Devamı

AKP iktidarının Milli Görüş tabanından devraldığı seçmenlerine imam hatip okulları konusunda borcu var.

Bu baskı, iktidarı ortalığı ayağa kaldırmadan bir çözüm üretme arayışına itiyor.

Milli Eğitim Bakanı Çelik, buldukları çareyi tartışmaya açmıştır:

"Meslek liseleri mezunlan kendi dallarında bir fakülteye gitmek isterlerse, puanlarının hesaplanmasında kendilerine katsayı avantajı sağlanacak.."

Bugün avantaj genel lise mezunları yararına işliyor.

Fakat meslek lisesi mezunları da aynı avantajı iki yıllık meslek yüksek okullarına girişte kullanıyor.

Evet, çağdaş toplumlarda olduğu gibi meslek liselerindeki öğrenci sayısını biz de genel liselerde okuyan öğrencilerin üstüne çıkarmak istiyorsak Bakan Çelik'in önerisi desteklenebilir.

Ama bu daha mı iyi olur?

Yararını savunanlar şunu diyebilirler:

Bu yıl 1,6 milyon lise mezunu üniversite sınavına girecek ve bunlardan 200 bini okuma fırsatı elde edecek, 1 milyon 400 genç ortada kalacak.

Bunların olabildiğince fazlası meslek lisesi mezunu olsa, iş bulma imkânları daha yüksek olmaz mı? Bu durum, sorunları biraz olsun hafifletmez mi?

Doğru ama şu var:

Meslek liselerine tanınacak avantaj o zaman da donanımlı insan yetiştiren fen ve Anadolu liselerine talebi azaltacaktır. Bu da çare değil.

Salt adalet düşüncesi, tüm ayrıcalıkların kalkması ile belki sağlanabilir.

O zaman ne olacaktır?..

Katsayı uygulaması yokken meslek yüksek okullarında okuyan öğrencilerin yüzde 65'ini genel liselerin mezunları oluşturuyordu. Yine böyle olacak.

Halbuki şimdi meslek lisesi mezunlarının meslek yüksek okullarındaki payı yüzde 85'e çıkmıştır. Ayrıca bu öğrenciler, iki yıllık eğitimden sonra sınava girerek 4 yıllık fakültelere geçiş yapabilmektedir.

Milli Eğitim Bakanı, kaş yaparken göz çıkarma yanlışına düşüp düşmediğini iyi hesaplamalıdır.

İmam hatiplilere borç öderken sistemi batırabilir çünkü!

Şifalı çamur banyoları!
Biz bu kafayla yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvetten kurtulamayız.

Çünkü bizde kişileri suçlamanın bedeli vardır ama soy-sop, sınıf, zümre, parti hedef göstererek dilediğiniz suçlamayı yapabilirsiniz. Kimse yakanıza yapışmaz. Meselâ önceki gün Meclis eski Hayali İhracat Komisyonu Başkanı Mahmut Öztürk "Üç çuval parayı sırtına vurup götüren kişi, partimin Devlet Bakanı idi" dedi.

Bunu on yıl önceki bilgilerine dayanarak söylüyor.

On yıldır neredeydin? Niye yakalatmadın? Belgelerin nerede, tanıkların kim? Soran yok!

Böyle bir ülkede halk devlete, siyasetçiye, sisteme güvenebilir mi?

Devlet memuru rüşvet yemekten korkar mı?

DİĞER YENİ YAZILAR