Ülkenin vicdan ve idrak sahibi tüm insanları mümkün olsa da geceleri bile nöbetleşe uyusalar.
Ve bu nöbet görevi, yargıdaki sorunlar çözülene dek aksamadan devam edebilse...
Yargı ile ilgili sorunları neden çözmekten uzak durduğunu, iktidarın özellikle son bir yılını dikkatle izleyenler bilirler.
Yöntem hep aynı: Yaraya merhem sürülmeyecek ki “kangren“ tehlikesi doğsun ve iktidara “ameliyat“ bahanesi çıksın.
İktidar yargıda uzlaşmalı bir çözüme razı değildir. Çünkü amaç zaptetmektir.
Yargıda tüm kontrolü ele geçirmektir.
CHP lideri Kılıçdaroğlu dün Adli Tıp Kurumu’ndaki operasyonun tamamlandığını şimdiki hedefin Yargıtay ve Danıştay olduğunu söylüyordu:
“Adli Tıp’a kendi adamlarını atadılar. Hizbullah davasında 5 yıl dosya Adli Tıp’ta bekledi. Biri çıkıp da arkadaş niye 5 yıl bekledi diye sordu mu? Sormazlar. Ama Yargıtay’a, Danıştay’a hemen yüklendiler.”
Korkunun sebebi ne?
Hizbullah cellatlarının salıverilmesi olayı vicdanları isyan ettiren etkisi nedeniyle belki hayırlı oldu.
Adalet Bakanı Ergin, kendilerinden özür dilemesini isteyen Danıştay Başkanı Birden’e cevap verirken “Vatandaşlarımıza topyekûn özür borcumuz var. Yüksek yargı, siyaset kurumu hep birlikte...” diyordu.
Hükümetin sorumluluğun bir kısmını nihayet üstüne almaya kendini mecbur hissetmesi bile büyük aşamadır!
Ama iş özürle çözülecek gibi görünmüyor.
Adalet Bakanı’nın dediğine göre kamuda çalışanlar ve serbest çalışan avukatlar arasından sınavla “çok sayıda” hâkim ve savcı alınacaktır.
Bakan önceki sınavların Danıştay’dan döndüğünü söylerken hâkim ve savcı eksiğinde kusurları olmadığını anlatmaya uğraşıyor. Ama yaratılan her krizde yaptıkları gibi gerçeğin bir kısmını saklıyor.
Danıştay o sınavları, objektifliğe uyulmadığını gördüğü için iptal etmiştir.
Karpuz seçmeyeceksiniz; alacağınız hâkim veya savcı adayının bilgi ve ahlâk bakımından mükemmel olduğuna tam inanmalısınız.
Böyle bir sorumluluk teminat altına alınmalıdır.
Bunun en güvenli yolu, hâkim ve savcı adaylarıyla yapılan mülâkat sınavının kamera kaydına alınmasıdır.
İktidar kamera kaydına itiraz ediyor.
Bu direniş niye? İz bırakmaktan çekinmek için bir sebep mi var?
En güvenilir garanti
Neymiş; sözlü sınavı kamera kaydına almak özel yaşama müdahale imiş...
Bunu özel hayatların saygısızca ve cüretkârca gözetlenip dinlendiği bir dönemin sorumlu hükümeti söylüyor, iyi mi?
Danıştay adayın yatak odasını çekin demiyor, sınav dürüst yapılmış mı; ideolojik bir kayırma bazı adaylara sağlanmış mı?..
Bu soruların cevaplarını istiyor.
Bunun AKP’ye yönelik güvensizlikle ilgisi yoktur. Hâkim ve savcı seçimi için sınav yapılırken dürüstlükten sapma yaşanmadığını garantiye almak, AKP’den sonra da zorunluluk olmalıdır.
Hele AKP döneminde bu zorunluluktan asla taviz verilmemelidir.
Önceki gün Demokrat Yargı Eşbaşkanı Orhangazi Ertekin, Adalet Bakanlığı’nın kendilerinden, HSYK seçimine bakanlık listesinden girmek üzere 3 aday istediklerini fakat bu teklifi geri çevirdiklerini açıkladı.
Bakanlık bu suçlamaya tepki göstermedi.
Demek ki HSYK seçiminde bakanlığın listesi varmış.
Hani yoktu?
İktidar, kurulacak yeni mahkemelere ahlâklı ve bilgili hâkim ve savcılar seçeceği sözüne herkesin inanmasını isteyemez.
Bu garantiyi vermenin yolu sözlü sınavı kamera kaydına almaktır!
Karpuz seçmiyoruz
Haberin Devamı

