Türkiye her krizi, sanki ilk kez başına gelmiş bir felâket olarak yaşıyor, niye?
Çünkü bizim toplumsal hafızamız olmadığı gibi yönetim biliminin vazgeçilmezi sayılan bir kayıt sistemimiz de yok.
Kar, Kahire'yi nasıl gafil avlarsa İstanbul'u da öyle yakaladı. Hazırlıksız ve şaşkın..
Belediye otobüslerinin menzili içinde olan semtlerin bile uygarlıkla bağlantısı kesildi. Yollar kapandı, elektrik arızaları ile karanlık 12 milyon nüfuslu kentte gezindi durdu.
Perşembe akşamı evlerine giderken azap çekenlerin çoğu dün işlerine gitmediler.
Kent içinde kara saplananların öfke ve çaresizliği, cep telefonlan sayesinde TV'lerin canlı yayınlan ile tüm vatandaşlarca paylaşıldı.
Biri, ulaştığı TV kanalından bağırıyordu:
- Yahu burası Van mı?
Yılın 5-6 ayını bu koşullarda geçiren ama "haliniz nicedir" diye sorulmayan Van'ın Belediye Başkanı, karın daha birinci gününde "imdat" diye bağıran naif İstanbulluyla dalgasını geçiyordu:
- Buraya gelsinler, yardımcı oluruz!
Boyundan utan..
Beklenmedik bir başarısızlığın muhatapları bizim kültürümüzde genellikle şu eleştiriyi alırlar:
"Boyundan posundan utan!"
Merkezi ve yerel iktidarlar da boyundan posundan utanmalıdır!
Çocuklara eğlence sebebi olması gereken kar, yönetim beceriksizlikleri yüzünden Türkiye'nin en büyük kentine karabasan yaşatmıştır.
Mars gezegenin fethedildiği günlerde İstanbul'u yönetenler kara mars olmuştur!
Bırakın ara yolları, ana yolları bile açık tutamayanlar bir de utanmadan vatandaşı suçlamışlardır.
5100 kişiden oluşan 545 ekip sürekli faaliyet halindeymiş..
İyi yönetilmedikten sonra büyük sayıların ne önemi var? Yeterliliğin kalite, planlama ve koordinasyonla kazanıldığını ne zaman öğreneceğiz?
İstanbul'u bekleyen büyük depremi biz bu kafalarla mı karşılayacağız?
Lider çıkmıyor
Dünyanın önde gelen liderlik uzmanlarından Peter E Drucker, Geleceğin Lideri adlı kitapta (Form Yayınları) "Etkin lider, vaaz veren değil iş yapandır" diyor.
Drucker'a göre iyi liderler her sabah kendilerine "ayna testi" uygularlar.. Yani sabah kalkıp aynaya baktıklannda gördükleri kişinin, olmak istedikleri, saygı duyularak inanılacak kişi olup olmadıklarını sorgularlar..
Bu tesbit ve yaşadığımız tecrübeler, lider bakımından ne kadar çoraklaştığımızı gösteriyor.
Çünkü onlardan ya vaaz dinliyoruz veya çuvalladıkları dönemlerde azar işitiyoruz.
Şu kardan bile kâr çıkarabilmeliydik.
Belediyeden, elektrik idaresinden ve Karayolları'ndan bir çok kahraman çıkmalı ve onları alkışlamalıydık.
Size bir soru: 2004 kışının anısına bir lider heykeli dikmek istesek neyi münasip görürdünüz?
Ben söyleyeyim: Kardan adam!
Kardan adam!
Türkiye her krizi, sanki ilk kez başına gelmiş bir felâket olarak yaşıyor, niye?
Haberin Devamı

