Balyoz davasının çöküşü ile gelen rahatlama, yerini kısa zamanda intikam bekleyişine bıraktı.
Askelerin yıllarca tutuklu konumunda mahkûm muamelesi görerek özgürlüklerinden yoksun bırakılması başlı başına eza ve cefadır.
O sürede askerlerin hedef oldukları manevi işkence ve saldırılar öylesine derin yaralar açmıştır ki, etkileri özgürlük sevincini bir kaç gün yaşamaya izin vermemiştir.
Özel yetkili mahkemeler yüzünden yargı ve adalet sistemi öylesine zarar görmüştür, o kadar derin itibar kaybına sebep olmuştur ki, büyük bir kesim yüksek mahkemenin Türk yargısına hayata tutunma şansı kazandırdığını düşünmektedir.
Cezaevinden son çıkan milletvekili olan emekli korgeneral Engin Alan dün “Meclis kararıyla değil de hukukun aldığı kararla tahliye olduğu için mutlu” olduğunu söylüyordu. Bu değerlendirme gerçeği yansıtıyor mu?
Balyoz, yargı rezaletleri ve aile faciaları eşliğinde yaşanan utanç verici bir süreçtir.
Elbette Anayasa Mahkemesi tarafından verilen yüz ağartıcı kararın, hukukun üstünlüğüne dayanan bir düzenin normal sonucu olarak doğduğunu görmek her yurttaşın hayalidir.
Ama özel yetkili mahkemelere katlanan ve adil yargılanma hakkını ayaklar altına alan bir yargı sistemi bu kadar kısa zamanda değişmez, iyiye dönüşemez.
Nitekim dünkü Financial Times gazetesi Balyoz’un bir numaralı sanığı emekli orgeneral Çetin Doğan’ın damadı akademisyen Dani Rodrik’in bir değerlendirmesine yer verdi.
Dani Rodrik AYM kararından Türkiye’nin demokratikleştiği sonucu çıkarmadığını söylüyor “Bu sadece ülkede siyasi dengelerin değiştiğini gösteriyor” diyor.
“Siyasi dengeleri değiştiren nedir?” sorusunun da cevabı var gazetede:
Eski askeri düzen Erdoğan ve Fethullah Gülen’cilerin ortak düşmanı idi.
Ancak Başbakan’ın eski müttefiki (Gülen) ile arasının bozulmasından sonra askerlerle ilişkilerini düzeltme çabasına girdiği öne sürülüyor...
Tarihin Türkiye’yi getirdiği kavşak hayatî sayılacak derecede önem taşıyor.
Özellikle adalet, hukukun üstünlüğünü kabul eden bir zemin bulmalı, Balyoz faciasını yaratan iftiralar ise gideceği bir mahkeme bulamamalıdır.

