Hükümetin, kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi kullanma isteğini hayra yormak kolay değildir.
Dokuz yıllık iktidar ne oldu da seçime iki ay kala böyle bir işe kalkıştı?
Aklına parlak bir fikir mi geldi, yoksa karambolda gol kokusu mu aldı?
Bu yetkiyi hükümet “Kamuyu yeniden yapılandırmak” gerekçesiyle istiyor.
Yeni bakanlıklar kuracak ve TSK dahil kamuda hızlı personel atamaları yapma yetkisi kazanacak.
AKP iktidarı zaten dokuz yıldan beri istediği her şeyi yapıyor değil miydi?
Anayasa değiştirecek çoğunluğa sahip olmanın hükmetme gücü yetmedi mi?
Herhalde yetmedi.
Talep ettiği yeni yetki, yani kanun hükmünde kararname (KHK) aleti, hükümeti şimdi parlamento denetiminden kurtaracaktır.
Demokratik bir yönetim için meclis denetimi, kurtulmak istenen bir tehdit değil vazgeçilmesi düşünülmeyecek bir imkândır.
Şimdi bu yetkinin kullanılacağı 6 ay ortalık kararacak, iktidara güvenmeyen kesimler “Ne oluyor orada?” endişesi içinde yaşayacaklardır.
Eskiden parlamentodan kaynaklanan denetim boşluğunu yargı kapatırdı.
Özellikle Turgut Özal’ın çok sık başvurduğu KHK tedbiri Anayasa Mahkemesi’nden döner Özal mahkemenin iptal kararı açıklanmadan yenisini sevkederdi.
Yüksek mahkemenin KHK’lar için gerekli gördüğü iki ölçüt vardı:
1. Acil bir durum olacak;
2. Yetki kısa süreli olacak.
CHP lideri Kılıçdaroğlu dün bu girişimin muhalefete tahammülsüzlüğün ve parlamentoyu tasfiye anlayışının bir sonucu olduğunu iddia ederken, “acil durum“ varlığından söz edilemeyeceğini savundu ve “9 yıldır neredeydin sen; armut mu topluyordun?” diye seslendi.
CHP herhalde KHK yetkisinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne gidecektir.
Peki yeni Anayasa Mahkemesi eski içtihadını hatırlar mı dersiniz?
Bunu kimse beklemesin.
Ülkeyi yönetenlere Tanrı’nın iyi şeyler ilham etmesi için dua etmekten başka bir çare pek kalmadı!
Çankaya gözüyle!
Doğmamış kitabı öldüren rezillikten utanmak dururken bu olayın Ergenekon’a zarar verdiğine dönük yakınmalar ibret verici...
Dikkat edecek olursanız iktidar yandaşı medyada gazeteci Ahmet Şık’a ve “İmamın Ordusu” adlı kitabına yapılanlara değil de bu yüzden Ergenekon cephesinin menfaatlendiğini düşünerek hayıflananlar daha çok.
“Polis devleti” görüntüsünün verdiği zararlar umurlarında bile değil.
Başbakan 60’ın üstünde gazetecinin “gazetecilik faaliyeti nedeniyle değil, yasa dışı örgüte üye oldukları için içerde” olduklarını durmadan tekrarlıyor ama kimse inanmıyor.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Osman Korutürk, parti heyetinin Amerika’daki temaslarını anlattığı basın toplantısında şöyle konuştu:
“Bize ‘içerde 60’ın üstünde gazeteci varmış; bu nasıl iş’ dediler!”
Dar bakış açıları yöneticilerimizin en belirgin ortak özelliği. Çoğu üstüne titremeleri gereken değerleri, siyasi çıkarlarına ve kişisel takıntılarına kolayca feda ediyorlar.
Son örneğini Cumhurbaşkanı Gül’ün gazeteci Ahmet Şık ve kitabı ile ilgili yorumunda gördük.
Abdullah Gül şunu dedi:
“Bütün bunlar herhalde o gazeteciler ve bahsedilen kitaplar için en büyük PR çalışması olmuş oldu.. Siyasi değerlendirme yapma durumları savcıların bazen olmuyor herhalde. Herhalde 10 bin satacak kitabı şimdi yüzbinlerce sattıracaklar!”
Gördüğünüz gibi kuzular can derdinde, kasap et derdinde...
Karanlık 6 ay
Haberin Devamı

