Karabatak

Türkiye bölgenin en dinamik, en yaratıcı, en çalışkan, hatta en zengin halkının ülkesidir. Ama halk niçin bu zenginliğin fakir bekçisi olarak yaşıyor? Niçin Tanrı'nın lütfü olan kaynaklarını harekete geçiremiyor, refah içinde mutlu yaşama olanağı varken ele güne muhtaç oluyor?

Haberin Devamı

Türkiye bölgenin en dinamik, en yaratıcı, en çalışkan, hatta en zengin halkının ülkesidir.

Ama halk niçin bu zenginliğin fakir bekçisi olarak yaşıyor?

Niçin Tanrı'nın lütfü olan kaynaklarını harekete geçiremiyor, refah içinde mutlu yaşama olanağı varken ele güne muhtaç oluyor?

Çünkü insanlar devletine güvenmiyor, müteşebbisine güvenmiyor, adalete güvenmiyor. Ara sıra elde edilen bireysel basanlar mağdur yığınların ahları üstüne inşa ediliyor.

İstanbul'da bugün 23 katlı bir kulesi ofislere, 28 katlı öteki kulesi konutlara, 53 bin metre karesi dev bir çarşıya ayrılmış, 2300 araçlık otoparka sahip Metrocity hizmete açılıyor.

Krizlerle içi kararmış bir kentin ve ülkenin yüreğini ve ufkunu aydınlatan bu anıt, gören herkese mutluluk ve heyecan verecektir.

Ama yedi bin küçük tasarruf sahibi ve birçok kurumsal alacaklı, cüzdanlarının çalındığını yeni farketmiş insanların öfkeli şaşkınlığı içinde "Bu nasıl iştir?" diye soracaktır. Neden mi?

Yedi bin mağdur..
Gümüşsüyü Halı altı yıl önce halka açıldı. Binlerce tasarruf sahibi 25 milyon dolar ödeyerek şirkete ortak oldu. Küçük ortaklar 2000 yılında daha da arttı. Ve şirket 2001 yılında 26 milyon dolar borçla iflâs etti.

Ticarette kâr da var zarar da.. Ama 7178 küçük ortak batacak, hisse senetleri paçavra olacak, öte yanda gemiyi batıran kaptan, karabatak gibi çıkıp bir altın kulenin tepesinden dünyayı selâmlayacak..

İflâs eden Gümüşsüyü Halı'nın sahibi Necmettin Öztemir, yüz milyonlarca dolarlık Metrocity'nin nasıl ortağı oluyor?

Dürüstlük ve şeffaflığın hukuk güvencesi altında olduğu yerde böyle "mucizeler" olmaz! Eğer mağdurların ahları üstünde yükselen kuleler çoğalıyorsa o topluma refah, mutluluk, barış gelmez.

Kamu otoritesinin tasarruflarını borsaya yatıran insanları koruduğu günlere artık kavuşalım. Gökdelenlerin altında kalan ahlı paraların, üstüne konanları pişman ederek alınıp sahiplerine geri verildiğini görelim.

Borsa büyümez..
Bunu yalnız adalet için istemiyoruz. Kar tanelerine benzeyen küçük tasarrufların borsada birleşerek çığ gibi büyük bir güç haline gelmesi, bu sayede hem ekonomiyi hem demokrasiyi çağın kalitelerine ulaştırması için istiyoruz.

Borsa kumarhane değil, küçük tasarrufların kamu otoritesi tarafından denetlenen müteşebbislerle buluştuğu yerdir. Bu sayede tasarrufların üretici niteliği ve neması artar, sanayi mülkiyeti toplumsal tabana yayılır, büyüme, refah ve mutluluk hızlanır.

Türkiye bu dinamiği yakalayamıyor. Kamu otoritesi görevini yapmadığı için borsa bir türlü büyüyemiyor.

Binlerce tasarruf sahibi batarken onların paralarını batıranlar zenginlik kulelerinin tepesine çıkmaya devam ettikçe büyür mü; tabii büyümez.

Aptal mı millet?

DİĞER YENİ YAZILAR