Kara leke!

Haberin Devamı

Kurumlar ve insanlar bazen kendilerini en güçlü hissettikleri anda cezası yok olmak olan suçu işlerler.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetiminin Zeynep Mutlu Eğitim Vakfı Kemer Okulları’na pazar sabahı yönelttiği ilkel saldırıdan ve yıkma eyleminden söz açacağımı tahmin etmişsinizdir.

Kısacık ömrüne rağmen ardında hep hayırla anılan bir isim bırakan Zeynep Mutlu hatırasına yapılan bu hoyrat saldırı, kin güdümlü cüretini neden ve nereden aldı?

Beş yüz çocuğun eğitim gördüğü ve sevgi ile büyüdüğü her halinden belli olan bir okul bu. Anaokulu öğrencilerinden liselilere kadar.

Hangi hırs, hangi hınç bu çocukları ömürleri boyunca izlerini taşıyacakları bu kaba saldırının mağduru hatta hedefi yapmayı göze alabildi?

Bu okul bir vakfın. Yani sonuçta devletin, milletin.

Eliniz kırılsın, niye yıktınız?

Yıkacak yerde el koysanız, bir eğitim mabedini yerle bir etmeseniz olmaz mıydı?

Yıktığınız okulun yerine daha önemli bir şey mi koyacaksınız?

Amaç okul yıkmak

Sevgili okurlarım, işlenen suçun ağırlığı ile uyumlu bir tepki gördüğünü kabul etmiyorum bu yıkımın.

Yasaları ve yargıyı dolanan haydut zihniyetin saklanacak delik aramasına sebep olacak kadar büyük bir gök gürültüsü duyulmalıydı.

Çünkü Nazilerin parlamento yakmaları gibi tarihe kara leke olarak geçecek olaylardan birini yaşamanın talihsizliğine uğradık.

Yıkım ihbarı, cuma günü mesai biterken resmi belge sayılmayacak bir kâğıt parçası ile yapıldı.

Mülki amire itiraz başvurusu yapılır korkusu ile Eyüp Kaymakamı cumartesi ortadan kayboldu.

Pazar sabahı saat 6’da 600 kişilik bir belediye ordusu, düşmanlıkla motive edildikleri derhal belli olan bakışlarla rap rap gelip on yıldır faaliyette olan Kemer okullarını yerle bir etti.

Okulu boşaltmak için yöneticilerin 15 gün süre tanıma taleplerine bir belediye yetkilisinin verdiği cevap, eylemin ardındaki çirkin niyeti açığa vuruyor:

“Eğer süre verecek olursak mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı alırsınız, okulu yıkamayız!”

Eğitimin önemi...

Pazar günü okul kadar önemli başka değerler de enkaz altında kalmıştır. Olay, sayıları her gün biraz daha artan bir yönetici grubunun, hedef aldıkları vatandaşları yasal haklarını kullanmaktan yoksun bırakmak için her şeyi göze aldıklarını göstermiştir.

Şu bahtsızlığa bakın:

Yıkım öncesi kaybolan kaymakam yakında vali de olur.

Bu durumda Türkiye, okul yıktırmamak için elinden geleni yapan valiler tarafından değil, korku imparatorluğu inşa eden zihniyete oyuncak olan valiler tarafından yönetilecektir.

Vakfın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serdar Mutlu “Bu saldırı çağdaş eğitimin ne kadar gerekli olduğunu kanıtlamıştır” derken ne kadar haklı!..

Unutulacak ve bağışlanacak bir eylem değildir. Ve kim ne derse desin yıkımda görev alan 600 kişiyi ve onları okul yıkmaya gönderen Belediye Başkanı’nı da aşan bir suçtur.

Çünkü yıkımın irili ufaklı unsurları, işleyecekleri büyük suçtan sonra “Beni, partimizi, yönetimimizi lekelediniz, rezil ettiniz, Allah cezanızı versin” diye kükreyeceğinden emin oldukları bir iradenin varlığına inansalar, bu haydutluğa cesaret edemezlerdi.

Kendilerine ve ülkeye bu kötülüğü yapanlar iki dünyada da azap çekecek, ceza göreceklerdir.

Onlar için üzülelim. Ama bu tahminimiz tutmayacak olursa... O zaman kendimiz ve geleceğimiz için üzülelim!!

DİĞER YENİ YAZILAR