Kapat tahriki

Haberin Devamı

Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür... Yani insan hafızasında unutma hastalığı vardır.

Siyasetçiler bu söze inanıp tedbiri elden bırakmamalı.

Çünkü insan her şeyi unutmuyor.

Anayasa Mahkemesi’ne verdiği savunmada AKP “Laiklik yaşam biçimi olamaz” ve “Devlet laik olur, birey olmaz” gibi tezler ortaya atmış ya; baktım birçok yerde Başbakan’ın Hülya Avşar programındaki sözleri hatırlatılmış.

“Dört dörtlük laikim!”

Savunmayı kaleme alanlar, daha iki hafta önce “bireyin de laik olabileceği”ni üstelik kendisini örnek göstererek kabul eden Başbakan’ı işitmediler mi?

Savunmanın -daha doğrusu karşı taarruzun- ana ekseni olan “birey laik olmaz” tezini, lidere danışmadan mı yazıp verdiler?

Şimdi tabii ki “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” diyenler de çıkacaktır, “Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar” diye tef çalanlar da...

Özüne dönmek mi?

Ama bu yanlışın şaşkınlıktan ürediğine inanmak mümkün değildir.

Çünkü “Bırakın herkes dinini, inancını yaşasın” masalının hayatla uyuşmazlığı, Milli Görüş partileri kaç kez kapatıldı ise o kadar ispat edilmiştir!

Kamu alanını insanların yaptığı hukuk düzenler. Ama insanlar, kendi özel alanlarında inandıkları gibi ibadet ederler. O alandan çıkıp kamu alanına girdikleri andan itibaren de laik hukukun kurallarına riayet ederler.

“Herkes inandığı gibi yaşasın” sözünü ilk Erbakan telâffuz etmişti. Bu masum örtünün ardındaki niyet çabuk deşifre oldu.

Çünkü önerilen şey “çok hukuklu bir düzen”in davetiyesi idi.

AKP köklerine döndüğünü mü ilân etmek istiyor bu laiklik savunması ile?

Eğer öyleyse bunu niçin yapıyor?

Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin laiklik konusunda oluşturduğu içtihatlara taban tabana zıt bir tutum, olsa olsa ve ancak kapatma kararı verilmesini kolaylaştırır.

AKP yolu kapadı

Şu da unutulmasın:

Kapatma kararının doğuracağı siyasal ve ekonomik sıkıntıları hesap ederek AKP’nin sadece Hazine yardımından yoksun bırakılarak cezalandırılmasını yeterli görebilecek üyeleri bu savunma korkutacaktır.

Öyle ya, kapatma dışında verilecek bir karar, AKP’nin özürlü laiklik anlayışına katılmak, ona örtülü bir onay vermek olmayacak mıdır?

Böyle bir tedbirsizliğin doğuracağı sakıncaları parti kurmaylarının gözden kaçırmış olabileceklerini düşünür müsünüz?

Büyük bir ihtimalle kapatma kararı yönündeki iradenin Anayasa Mahkemesi’nde kolay ve çabuk oluşmasını istemişlerdir.

Ama evdeki hesap çarşıya uymayabilir.

Mahkeme Başkanı Kılıç, kararın temmuz sonunda çıkacağı iddiasını dün yalanladı.

Mahkemeye takvim dayatmanın yararı yoktur. “Eylül sonundan önce beklemeyin” diyenler de var çünkü.

Mahkemeyi hiç değilse karar sürecinde rahat bırakmak lâzım!





DİĞER YENİ YAZILAR