Kanunsuz şehir

Şiirlerin, şarkıların kenti, Türkiye'nin vitrini İstanbul artık olsa olsa korku filmlerine ilham verebilir

Haberin Devamı

Şiirlerin, şarkıların kenti, Türkiye'nin vitrini İstanbul artık olsa olsa korku filmlerine ilham verebilir.

Yalnız İstanbul'un değil bütün büyük kentlerimizin düştüğü karanlık bir girdaptır bu..

Asayişten sorumlu olanlar İstanbul'un öteki büyük dünya kentleri arasında cennet sayılacağını iddia ediyorlar ama kendilerini kandırıyorlar.

Gelsinler de bunu mafyanın haraca kestiği insanlara, tecavüze uğrayan kadınlara, evinde katliama uğrayan ailelere, adım başı "madde bağımlısıyım" diyenler tarafından yolu kesilip tehdit edilenlere ve kapkaççıya çantasını kaptırdığı halde canını kurtardığı için sevinen vatandaşlara anlatsınlar..

Suçlu cenneti
Sarıyer'de bir ev basıldı, ailenin dört ferdi vahşice öldürüldü. Caniler ailenin üç gencini de kaçırdılar.

Kâğıthane'de bir tinerci, biri başkomiser iki polisi döner bıçağı ile ağır yaraladı.

Taksim'de bir grup saldırgan, genç bir öğrenciyi bıçaklayarak öldürdükten sonra kayıplara karıştı.

Kartal'da bir kadın, adres sorma bahanesiyle kapısını çalan birinin tecavüzüne uğradı. Saldırgan, direnen kadını defalarca bıçaklayarak kaçtı.

Göztepe'de bir emekli trafik müşaviri, maskeli iki kişi tarafından başına kurşun sıkılarak sokak ortasında öldürüldü.

SSK Okmeydanı Hastanesi'nin bir hemşiresi, gece iş çıkışı cadde üstünde saldırıya uğradı. Bıçaklı saldırgan hemşireye, başına taş vurup bayılttıktan sonra tecavüz etti, parasını çalarak kaçtı.

Bunlar, son birkaç günün iz bırakan olaylarıdır.

İstanbul artık bir kanunsuz şehirdir. Korku kentidir.

İnsanlar kendilerini güvende hissetmiyor. Tehlike her yerde kol geziyor.

İstanbul'a özel
Kentlerin sadece hastalıkları büyüyor. İşsiz nüfusun hücumuna uğrayan İstanbul'da asayişsizlik, birikmiş yığınla sebebin zehirli sonuçlarıdır.

Tehlike, mahalli yöneticilerden çare bulmalarını beklemenin çok çok ötesine geçmiştir.

İktidar İstanbul'un asayişini ve asayişi etkileyen nedenleri izleyecek, çareler üretecek, bunları eşgüdüm içinde yürütecek bir özel çalışma grubunu daha fazla geç kalmadan oluşturmak zorundadır.

Çünkü İstanbul, yerel yöneticilerin sınırlı imkân ve kabiliyetlerine terk edilmeyecek kadar önemli bir kenttir.

Çünkü İstanbul hastaysa Türkiye de hastadır. Bir ülkenin vitrini çirkin ve korkutucu olduğu zaman o ülke dışardan da öyle görünür.

Niçin bekliyor?
İktidar İstanbul'a önlem almadığı gibi asayişsizlik karşısında caydırıcı olabilecek mevcut imkânları kullanmakta da yavaş kalıyor.

Özellikle kapkaç ve tecavüz suçlarına ağır cezalar getiren yeni Türk Ceza Kanunu aylar önce meclisten geçti ama üç ay sonra yürürlüğe girecek.

Bu yasanın suçlular üstünde caydırıcı olacak psikolojik etkisini niçin ziyan ediyoruz?

Korku çeken milyonlara, zarar gören yüzlerce mağdura bunun sebebini açıklayacak akıllı bir adam çıkar mı?

DİĞER YENİ YAZILAR