Güzelim İstanbul cana ve mala yönelik tehlikelerin cirit attığı bir korku kenti haline geldi.
Muhabirlik yıllarımızda Emniyet Müdürlüğü'nü aradığımız zaman nöbetçi memurdan en çok duyduğumuz cevap "Asayiş berkemal" sözü olurdu. Şimdi suç dizboyu...
Bu yılın ilk 6 ayında İstanbul'da 21 bin 351 olay polis kayıtlarına geçti.
216 cinayet işlendi, silâhlı saldırılarda 2.426 kişi yaralandı. İstanbul'da her 20 saatte bir kişi öldürülüyor.
Kapkaç olayları geçen yıla oranla ikiye katlanıp 1.370'e dayandı. 739 gasp olayı yaşandı, 4 bin ev, 4 bin işyeri soyuldu ve 8.350 otomobil çalındı.
Sağlıksız kentleşmenin, yoğun göçün ve artan işsizliğin çarpan etkileri, suça eğimli insanlarda cüret ve cinnet hali yaratırken geniş yığınları güvensizliğin mutsuzluğuna sürüklüyor. Bu duygu, tehlike anlarında dayanışmayı unutturuyor, insanları bencil yaratıklara dönüştürüyor.
Önceki gün İstanbul'un asayiş bakımından en az sorunlu semtlerinden Ataköy'de kardeş olan üç genç adam gün ortasında kurşun yağmuruna tutuldu.
Üçü de bacaklarından vurulan Güleroğlu kardeşlere kimse yardım etmedi, 25 dakika ambulans beklediler.
Büyük mafya sahneden çekilmiş gibi görünse de küçük çetelerin tehditkâr bir şekilde çoğaldıkları izlenebiliyor. Çete tetikçilerinin işlerini iyi yapıyor olması, aldıkları "ayaklarından vurun" emrini ölümcül bir kazaya meydan vermeden yerine getirmeleri Güleroğlu kardeşler için belki bir teselli olabilir.
Ama bizler ne yapacağız?
Çetelerin av sahasına dönen İstanbul'da korkusuz yaşama hakkımıza ne zaman kavuşacağız? Çocuklarımızın, yakınlarımızın sağ salim eve dönmelerini her gün merak içinde beklemekten ne zaman kurtulacağız?
Halkın can ve mal güvenliğinin garantisi olan devleti İstanbul'da ne zaman göreceğiz?
Şeytan üçgeni
TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan dün iktidara sağduyunun gereği olan uyarılarda bulundu.
TÜSİAD'a göre Türkiye tartışma enerjisini ekonomiyi düze çıkarmak, AB sürecini güçlendirmek ve Kıbrıs sorununu çözmek amacında kullanmalıdır.
İlk hedef, ekonomideki olumlu gidişi desteklemek ve siyasi istikrarı korumak olmalı.
Rahat bize batar. "Dertsiz başına dert açmak" bizim ulusal karakterimizdir.
Potansiyel tehlikeler pusuda bekliyor.
Başkan Tuncay Özilhan bu tehlikeleri doğru teşhis ederek uyarılarını yapmıştır.
1. Orman yasası referandum inatlaşması doğurmamalıdır;
2. Temyizdeki DEHAP davasının sonucu asla bir erken seçim ihtimali ve tartışması yaratmamalıdır;
3. Yüksek öğretimde ve kamu kesiminde kadrolaşma çabalarından vazgeçilmelidir.
Bakalım iktidar bu "şeytan üçgeni"ni çalımlayan aklı ve basireti gösterebilecek mi?
Kanunsuz şehir
Güzelim İstanbul cana ve mala yönelik tehlikelerin cirit attığı bir korku kenti haline geldi
Haberin Devamı

