Kanuna hile

Siyasi gücün sınırını demokrasilerde anayasa ile hukuk ve ahlâk kriterleri çizer...

Haberin Devamı

Siyasi gücün sınırını demokrasilerde anayasa ile hukuk ve ahlâk kriterleri çizer.

Bu alandaki sınır ihlâlleri Türkiye'de "yönetim üslubu" haline geldi.

Tarih AKP iktidarının en azından ilk üç yılında Meclis'teki sayı üstünlüğünden aldığı gücü çok kötü kullandığını yazacaktır. Dileriz dördüncü ve beşinci yıllar da aynı hükmün damgasını yemesin.

Hukuku hile ile dolanmak veya zorla yere yatırmak, bir çok meselede iktidarın alışkanlığı haline geldi. Bir meselenin hukuken aşılamaz olması AKP'yi durdurmuyor. "Kopardığımız kârdır" mantığı ile hareket edip düzenin boşluklarını zorluyorlar.

Örgütlenmiş kesimlerin ayrıcalıklar koparması çağdaş toplumlarda da görülür ama bu işi devlet kurumları ile çatışa çatışa yürüten bir iktidarın AKP'den başka dünyada örneği yoktur.

Erbakan yasası ne istiyor: Hoca partide buharlaşan Hazine parasını devlete geri ödemeden hapis cezasını evinde çeksin!

Bile bile lâdes
Böyle bir yasanın Anayasa'ya ve ahlâka uygun olmayacağını AKP'liler bilmiyorlar mıydı?

Yasayı Cumhurbaşkanı Sezer'in veto edeceğini bilmek şöyle dursun, ikinci defa önüne geldiğinde imzaladıktan sonra Anayasa Mahkemesi'ne açacağı iptal davasını kazanacağını da biliyorlar.

Buna rağmen çıkardılar.

Çünkü Anayasa Mahkemesi'nden iptal karan çıkana kadar "kazanılmış hak" ilkesi çalışacak, Hoca hapse girmekten ve 11 trilyonu da ödemekten kurtulacaktır.

Bu tertibin somut bir suç olarak kovuşturulmasına ne yazık ki imkân bulunmuyor. Toplumların kaderi ve kalitesi de işte bu noktada ayrışıyor. Adalet ve ahlâk düşkünü hilelere tepki gösterenler temize çıkıyor, gösteremeyen çamura batıyor.

Sivil toplum bu ihlâllere seyirci kalmamalıdır. Çünkü iktidar, hukukî boşluklardan ve halkın tepkisizliğinden yararlanmayı yönetim biçimi haline getirmiş görünüyor.

Oynamak günah
İmam hatip okulu öğrencilerini üniversiteye girişte katsayı engelinden kurtarma amaçlı açık öğretim lisesine kayıt oyunu da aynı zihniyetin buluşudur.

Yargı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu düzenlemesi için yürütmeyi durdurma karan verdi. Ama o karar çıkana kadar doğan boşlukta 50 bini aşkın öğrenci okullarını bırakıp açık öğretim liselerine nakil yaptırdı.

Bakanlık ve parti, yargının bu hileye izin vermeyeceğini biliyordu. O nedenle AKP'nin gençlik kolları kullanıldı ve çocukların "yangından mal kaçırır gibi" kısa zamanda okullarını değiştirmeleri sağlandı.

Şimdi ne olacak?

Kandırılan çocuklar bir daha kandırılacak. "Biz sizi korumak istedik ama izin vermediler" diyecekler.

Bir yandan iktidar koltuğunda oturup bir yandan da devlete muhalefet eden ve muhalif üreten AKP'yi kendine getirecek uyanışı toplum ne zaman gerçekleştirecek dersiniz?

Yeni cumhurbaşkanı seçimine kadar oldu oldu, yoksa geçmiş olsun!

DİĞER YENİ YAZILAR