TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, devlet içindeki erkler kavgasını dehşet içinde izlediklerini söyledi.
Bu tespit, MİT ekseninde yaşadığımız krizi aşmak amacıyla başvurulan tedbirler karşısında iş adamlarının duydukları endişeyi belirliyor.
TÜSİAD hukuk ve demokrasi konularında ortaya çıkan sapmaları erken görüp siyaseti ve toplumu erken uyarma yeteneği gelişmiş bir kuruluştur.
AKP iktidarı döneminde bu geleneğinden hayli uzaklaşmış, iktidarla sürtüşmenin maliyeti ağırlaştığı için sessizlik dönemi yaşamıştır.
TÜSİAD “Demokrasi hukuksuz olmaz. En önemli referans hukuk devleti ve adalete duyulan güvendir” diye bağırıyorsa, erkler arasındaki kavga onun gözünde kabul edilemez boyutta vahamet kazanmış demektir.
Ve iş adamları için riskler, suskunluğun sağlayacağı menfaati unutturacak boyuta yaklaşmış demektir.
Gerçekten de ülke hukuk devletinin geleceği bakımından bunalımlı bir dönem yaşıyor.
“Soruşturma durmaz”
“Güçlülerin hukuku değil, hukukun gücü” sloganı ile üçüncü kez iktidar yetkisi alan AKP yargı reformu görüntüsü altında hukuk devletini tahrip etti.
Şairin dediği gibi bu dönemde “Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi!”
Şu anda siyaset tüm uzuvları ile iktidar sorumluları ile bir kısım bürokratı yargı denetiminden kaçırmaya dönük çabaları yasal formüle bağlamaya uğraşıyor.
Hedef özel yetkili savcı tarafından sorguya çağrılan MİT Müsteşarı ile dört MİT mensubunu yargıya vermemektir.
Bunu “Başbakan’ın izin şartı”na bağlayarak çözmeye çalışacaklar.
Başbakan izin vermezse savcı soru soramayacak, yargı denetimi işlemeyecek, Başbakan hukuk alanının dışında ve üstünde yetkilere sahip kılınacaktır.
Bunun doğuracağı yanlışlar hatırlatılıyor.
“Yeni JİTEM’ler, yeni Yeşil’ler yaratır” deniyor ama işe yaramıyor.
Dün CHP lideri Kılıçdaroğlu “Bu devletin çeteleşmesi demektir” diye konuştu ama yine sinek vızıltısı muamelesi gördü.
Ceza hukukçusu Prof. Ersan Şen düşünülen düzenlemenin MİT Müsteşarı ile arkadaşlarını kurtaramayacağını, çünkü haklarında yürütülen soruşturmayı durdurmayacağını savundu.
Yeni dokunulmazlar
İstanbul Barosu eski Başkanı Turgut Kazan da aynı görüşte. O fazladan kurtarma yasası konusunda Meclis’te yapılacak görüşmelerin Anayasa’yı ihlâl suçu oluşturacağını söylüyor.
Ortada yürüyen bir soruşturma var ve Anayasa’nın 138/3 maddesi şunu diyor:
“Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.”
Türk halkı yıllardan beri milletvekili dokunulmazlığının kaldırılacağı vaadinin gerçekleşmesini bekliyor.
İktidar önderleri “Bu yargıya güvenilmez” bahanesiyle toplumu oyaladılar.
Yargıyı kontrol altına aldıktan sonra da sözlerini tutmaya yanaşmadılar.
Şimdi üstüne bir de “Başbakan’ın özel görevler için seçeceği kişilere dokunulmazlık” getirilecektir!
Hukukun üstünlüğüne dayalı toplumların hiçbirinde mevcut olmayan Özel Yetkili Mahkemelerden kurtulmayı hayal eden ve kurtuluşun tek çıkış yolu olarak görenler şimdi “Özel Yetkili Görevliler” ucubesine toslayacaklardır.
İktidar gücünü adil kullanmalıdır.
Ezici sayı üstünlüğü hukuka zarar vermemelidir.
Napolyon “Bütün devletler hazımsızlıktan ölür” demişti!
Kanun tepelendi!
Haberin Devamı

