Parasını Dünya Bankası'nın verdiği TESEV araştırması, rüşvet yiyen kamu görevlileri listesinde trafik polisinin "1 numara" olduğunu saptamıştı.
Geçen yıl gerçekleştirilen araştırmaya katılan her yüz kişiden 53'ü trafik polisine rüşvet verdiğini söylüyordu.
Onu gümrükler, tapu idaresi, asayiş polisi belediyeler ve devlet hastaneleri izliyordu.
Türkiye'de rüşveti uluslararası bir sorun olarak gören Dünya Bankası'nın teşvik ve finanse ettiği araştırma ne yazık ki üç gün önce trafik polisleri arasında meydana gelen çifte cinayetli rüşvet kavgası kadar bile yer kaplamadı.
Ne çıkıyor bundan?
Toplumun aynası olan medya rüşvet gerçeğini kabullenmiş, sadece kana bulanmasına karşı çıkıyor!
"Yiyorsunuz şu mereti, bari birbirinizin başını yemeyin" demek istiyor!
Tepkisiz toplum
Peki dökülen kan, şimdiye kadar esirgediğimiz dikkati bu mesele üstünde toplamamızı sağlayacak mı?
Hiç umudum yok.
Adalet Bakanı Çiçek bile havlu atmış:
"Toplum adalet istemiyor. Hesap sorulmasını talep ediyor ama konu kendisiyle ilgili olduğunda yolsuzluğun yapılmasında bir beis görmüyor.."
Rüşveti alan varsa veren de vardır.
Alanlar gibi verenler de razı ise elbette devlet ve halk, kanını emen asalaklara razı olacak, geleceğini bile tepkisizliğine rehin edecektir. Tabanda başlayan yozlaşmanın en tepeye tırmanmasına kim şaşabilir?
Böyle bir toplumda cezaların arttırılması çare olmaz, sadece rüşvetin tarifesini yükseltir.
Bir toplumsal uyanış gerçekleşmediği sürece soyulmaya devam edeceğiz.
Vicdanlar iyi ahlâkın ışığını kaybettikten sonra kul yapısı hangi kanun kimi korkutur ki?
Kansız olsun!
Parasını Dünya Bankası'nın verdiği TESEV araştırması, rüşvet yiyen kamu görevlileri listesinde trafik polisinin "1 numara" olduğunu saptamıştı
Haberin Devamı

