Kanlı küpe

Stadyumları arenaya çevirirseniz oralarda kan dökülmesine hayret edemezsiniz

Haberin Devamı

Stadyumları arenaya çevirirseniz oralarda kan dökülmesine hayret edemezsiniz.

Sporu bir centilmenler rekabeti olmaktan çıkarır, tribünleri kulüp yönetimlerince himaye edilen haydutlarla doldurur, güvenlik tedbirlerini de eksik bırakırsanız olacağı budur!

Pazar akşamı Beşiktaş ile Çaykur Rize'nin İnönü Stadı'nda yaptığı maç sırasında iki genç kavga etti. Sadece bizim gibi burnundan soluyan gergin toplumlarda kavga nedeni olabilecek küçük bir olay cinayetle sonuçlandı.

22 yaşındaki Fatih Sözüer, 16 yaşındaki Cihat Aktaş'ı göğsünden bıçakladı. Birçok insan çaresiz gencin "Bana yardım edin" yakarışlarını duydu, sendelenip sürüklendiğini gördü. Ama yardım etmedi.

"Aman dertsiz başıma dert açmayayım" temelli kahrolası egoizmimiz Cihat'ı göz göre göre kan kaybından ölüme götürdü.

Girişte polis seyircileri arıyor. Ama belli ki sadece döner bıçağı türü büyük cisimleri ele geçirebiliyorlar. İşte katil sustalı bıçağı ile kontroldan geçip içeri girebilmiş.

Maç izlemek için stada giden bir genci nasıl bir ruh hali canavara dönüştürür? Bu ruh hastaları arasında insanlar kendilerini nasıl güvende hissedebilir?

Futbol tutkunları için özlemle beklenen bir zevk, nasıl ölümcül bir riske dönüşebilir?

İnönü Stadı 'ndaki cinayet, böyle giderse futbolu da öldürecektir. İyi insanlar canlarını niçin statlarda tehlikeye soksunlar?

Güzel şeylere lâyık olmanın bedeli vardır. Bu olay seyirciden polise, valilerden kulüp yönetimlerine kadar herkesin kulağına kanlı bir küpe olmalıdır.

Stada giriş güvenliği artırılmalı, kulüpler de çapulcu beslemekten, onları tribünlere doldurmaktan vazgeçmelidir.

Büyük maçlarda tribünler silme dolu oluyor. Oysa Avrupa statlarında biletli bütün seyirciler numaralı yerlerine oturuyor. Bölümler arasındaki koridorlar asla işgal edilmiyor.

Bu düzen, polisin bir kavgaya anında müdahalesini ve sağlık yardımına muhtaç bir seyircinin yardımına koşulmasını kolaylaştırıyor.

Halbuki bizde herkes ayakta, bölümler arasındaki boşluklar insan yığını görünümünde.. Bu bir cehennem azabıdır.

Bu saygısızlık ve aymazlık mı lâyık olduğu kalitede seyirciyle baş başa kalmalı, yoksa futbol seven iyi insanlar kendilerine huzur içinde maç seyrettirecek yöneticiler mi bulmalı?

Birincisi kolay, ikincisi zordur.

Artık zoru başarmalıyız.

Şaşkın ördek yönetimi
İstanbul kâbus gibi bir gecenin sabahında yine karmakarışık oldu.

İstanbul'a giren arabalardan vergi almayı düşünen yöneticiler, basiretsizliklerine katlanan bu halka tazminat ödemeliler..

Her yağmur veya kardan sonra aynı kepazelik.. Kurumsal hafıza sıfır!

Meteoroloji günler öncesinden uyardığı halde her defasında ilk kez karşılaştığımız bir doğa olayı yaşıyoruz sanki. Önce dayak yiyoruz, ertesi gün tedbir alıyoruz.

Bireysel bilincimiz de zayıf olduğu için, herkes arabasına atlayıp trafiğe çıkıyor, çözüme katkıda bulunacak yerde kıyameti körüklüyor.

Belediye ve vilâyet yetkililerine önerimiz şudur: Meteorolojinin uyarılarını bundan böyle daha fazla ciddiye alsınlar.

Dayak yedikten sonra aldıkları tedbirleri bir gün önce alsınlar!

DİĞER YENİ YAZILAR