Kanlı dağlar

Haberin Devamı

Yirmi dört saatte 15 fidanı ihanetin kalleş kurşunlarına kurban vermek dayanılmaz bir acı, gurur kırıcı bir aşağılanmadır.

Niye öldü bu çocuklar?

Yetmiş milyonluk bir ülke, NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olduğu halde sayıları 5 bini ancak bulan bir alçaklar güruhu tarafından böyle nasıl kalbinden vurulabilir?

Ne oluyor bize?

Nerede, hangi hataları yapıyoruz?

Bu soruları kimseye acımadan sormalı, dürüstçe, cesaretle cevaplamalıyız.

Önceki gün Şırnak’ta pusuya düşürülen Mehmetçikler, ülkenin bütünlüğüne adanmış fedakârlığın mübarek simgeleridir. Şehitler arasında Diyarbakırlı da var, Denizlili de...

Denizli doğumlu şehit komando çavuş Bayram Güzel’in annesi Ayşe Güzel dün 20 yaşındaki oğlunun ardından ağıtlar yaktı, Şırnak dağlarına yakardı:

“Benim kuzumu geri getir Şırnak dağları!..”

Keşke öyle bir mucize olabilse. Ne ağıtlar, ne lânetleyen demeçler; hiçbiri fedakâr fidanları geri getirmez.

Tek şansımız var: Ancak yaptığımız yanlışlardan ders alırsak bebekleri bile öldürmekten geri durmayan bu alçaklar güruhunun vahşet ve terör egemenliğine son verebiliriz.

Şehit annesi Ayşe Güzel’in Şırnak dağlarına dönük çığlığı, eminim ki birçok insanın kalbinde imkân olsa Güneydoğu’daki mücadeleye gönüllü yazılmak için karşı konulmaz bir istek uyandırmıştır.

Ama unutmayalım ki, öfke ürünü tepkiler tedbir değil düşmanın tuzağına sürüklenmek sonucu doğurur. İhtiyacımız olan şey, toplumsal dayanışma içinde teröre karşı birleşmek, diplomatik alanda pısırıklıktan kurtulmak ve terörle mücadelenin teknik, taktik ve stratejik gereklerini bütünlük içinde icra etmektir.

İmralı’ya baskı

Terörle mücadelenin ön koşullarından biri şiddeti tecrit etmektir. DTP’nin meclise girmesi bu yolda bir şanstı ama kullanılamıyor henüz. DTP dün Şırnak’taki olay nedeniyle üzüntüsünü belirten bir açıklamada bulundu ama PKK’yı ve terörü yine lânetlemedi.

AB’nin hak ve özgürlük kriterleri, terörü meşru göstermeye yönelik tutumları kabul ediyor mu? Hayır..

PKK cinayetlerinden sorumlu tutulacağını İmralı’daki teröristbaşına hissettiren bir politikanın uygulanması bile etkili olabilirdi ama ihmal edilmiştir.

Başbakan Erdoğan dün terörle mücadelede yöntem değişikliğine gidileceğini ima etti. Yanan yere su serpme tedbiri herhalde!..

Bu iktidarın en büyük yanlışı, kucağında katil beslemenin ağır bir bedeli olacağını Kuzey Irak Kürt yönetimine hissettirememesi olmuştur. Erdoğan “ABD Başkanı Bush’la konuyu görüşeceğini” söylüyor. Bush her şeyi bilmiyor mu?

Sıra sıra yanlışlar

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Başbuğ terör örgütüne katılımların önlenmesinde devletin başarısız olduğunu açıkladı geçen hafta. Doğrudur. Çünkü siyaset bu bölgede etnik mücadeleyi destekleme amaçlı bir nüfus patlaması yaşandığını görüp tedbir almak şöyle dursun devlet kesesinden teşvik ediyor.

Sonra ekonomik ve sosyal kalkınma için elverişli çatışmasız yıllar boşa harcandı. Umutsuzluk batağındaki işsiz gençler, kör siyasetçilerin ihanete sunduğu hançerlere dönüştü.

Terörle mücadelenin askeri boyutundaki zaaf, savaşın tümü ile profesyonellere devrinde gecikilmesidir.

Kalabalık birlikler büyük hedeftir. Yüksek hareket ve ateş gücüne sahip iyi eğitimli özel birliklerin, tecrübesi ile birlikte etkinliğinin de artacağı unutulmamalıdır.

Terörle mücadeleyi devlet siyaseti olarak örgütlemekte geç kaldık. Uyanalım..

DİĞER YENİ YAZILAR