Bugünkü VATAN’ın birinci sayfasında gördüğünüz rezillik keşke bir Türkiye fotoğrafı olmasaydı.
Diz çökmüş o adam keşke bir ilköğretim okulunun başöğretmeni olmasaydı.
Yazıklar olsun ki ikisi de gerçektir ve hepimiz bu utanç verici gerçeğin parçasıyız.
Bir kısmımız “değişim” diye üstü örtülen çirkinliğin destekçisi sıfatıyla suç ortağıyız. Geri kalanlarımız da yüzde yüz masum değil...
Seksen yıllık uygarlık birikimi bu kadar kısa zamanda böylesine yerle bir olabiliyorsa günahsız olanımız yoktur!
Eskiden “başöğretmen” denirdi, şimdi okul müdürü...
Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde eğitime girecek Kulaklı İlköğretim Okulu Müdürü Abdülkadir Karaca, bir açılış için ilçeye gelen iki AKP milletvekilinin önünde diz çöküyor.
Yer, Eğitim ve Kültür Merkezi ama ayakkabılar çıkarılmış, herkes çorapla. Tarikat, cemaat hiyerarşisine dayalı ilişki modeline uygun tuhaf bir tablo.
Milletvekilleri dinliyor, baş-öğretmen yakarıyor. İstediği şey mantıklı; 258 öğrencinin okuyacağı okula üç öğretmen tayin edilmiş. Kadro tahsisine yardımcı olmalarını istiyor milletvekillerinden.
Ama devlet geleneklerini de, öğretmenlik mesleğinin onurunu da yerlerde sürükleyerek!
Nereden gelmiş bu öğretmen? Onu kim başöğretmen yapmış?
Al birini, vur birine
Düşünüyorum: AKP dönemi zihniyetinin bir “istisna”sı ile mi karşı karşıyayız yoksa böyle başöğretmenler pek çok yerde yönetimi ele aldılar mı?
“Sınıfa girdiği zaman Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir” diyen Atatürk’ten dizleri üstüne çöken başöğretmen elbette feyzalmış olamaz.
Ama öğretmenlik mesleğini yerlerde sürükleyen bahtsızı muhatap kabul eden milletvekillerini kim yetirtişmiş, kim seçmiş?
“Efendi sen önce mesleğinin yüceliğine lâyık ol, kalk ayağa kalk!” demek akıllarına hiç gelmemiş mi?
İşte büyük sorun burada.. Bu olayın iki tarafı davulla tokmağı, tencere ile kapağı arasındaki uyumu ve tamamlayıcılığı temsil ediyorlar.
Dün Hürriyet’te resmi çıktı; Paris’teki Mevlâna’yı tanıtım etkinlikleri sırasında protokoldeki koltuğuna ayakkabılarını çıkararak bağdaş kuran Konya İl Turizm ve Kültür Müdürü de aynı tespihin parçasıdır.
İktidar sahipleri, böyle süfli davranışları hoş görmemelidir. Çünkü bulunduğu makama kendini lâyık görmeyen karakterler hoşa gittiğini zannederek aynı davranış biçimini örnek alabilirler.
Bu görüntüler de “Ilımlı İslâm” rejiminin yerleştiğine delil olarak dışarıda Türkiye’nin aleyhine kullanılabilir.
AKP öğretmenliği ve devlet onurunu yerden kaldırmalı!
Kalk ayağa kalk!
Haberin Devamı

