Kalitesizlik yüceltilirse

Aklı başında insanları sık sık isyan ettiren olaylar olur ve “Bu kadarına lâyık değiliz” diye bağırırız...

Haberin Devamı

Aklı başında insanları sık sık isyan ettiren olaylar olur ve “Bu kadarına lâyık değiliz” diye bağırırız...

Cehaletin egemenliğine yönelmiş bu itirazlar hep haklıdır ama “lâyık değiliz” yorumu gerçekçi mi; şüphelidir.

Geçen gün bir “okumuşlar meclisi”nde demokrasi konuşuluyordu. Biri şu ümitsiz değerlendirmeyi yaptı:

“Mektep yüzü görmemiş kör cahillerle üniversite bitirmiş insanların seçmen olarak eşit sayıldıkları rejime demokrasi demeye devam ettikçe biz adam olmayız!”

Peki ne yapalım?

Önerilen çözüm, oy verenlerin eğitim durumuna göre farklı katsayılarla değerlendirilmesidir. Bu şekilde hesapça meclisin kompozisyonu hem daha okumuş, hem daha kentli olacaktır.

Belki ama bu, tepki ürünü uçuk bir öneridir ve demokrasi ile uyuşması olanaksızdır.

Ayrıca da Türkiye’deki çarpıklığın sebebi eşitlikten değil, eşitsizlikten kaynaklanıyor.

Bizdeki seçim sistemi, bütün seçmenlerin oylarını eşit tutsa yine iyi. Eşit tutmadığı gibi eğitim düzeyi düşük kırsal alan seçmenine imtiyaz tanıyor. Eğitimli, kentli seçmenin oylarını bir sayıyorsa onlarınkini iki, üç sayıyor.

Bunun nedeni şu: Yasaya göre her seçim çevresine baştan 1 milletvekili veriliyor, kalan milletvekili sayısına ülke nüfusu bölünerek bulunan rakama göre illerin çıkaracağı parlamenter sayısı tespit ediliyor.

Peşin olarak verilen 1 milletvekili dengeyi bozmaktadır.

Son genel seçimde Diyarbakır 12 bin oya, Hakkari 6 bin oya, Muş 8 bin oya, Tunceli 13 bin oya bir milletvekili çıkarırken birçok orta ve batı kentleri, mesela İstanbul, Ankara, İzmir 40 bin ile 50 bin oya bir milletvekili çıkarabildi.

DEHAP’ın baraj altında kalmasından ötürü Güneydoğu’da rakamların bu kadar düştüğü söylenebilir.

Ama bu savunmayı da Artvin gibi iller çürütüyor. Artvin 25 bin oyla Ankara’ya bir milletvekili gönderdi.

Türkiye’de siyaseti dizayn edenlerin tercihi, okumamış, köylü seçmenlerdir. Çünkü kalitesizlik böyle korunur.

Okumuşlar imtiyaz peşinde koşacak yerde eşitlik için savaşsın!

***

Böyle zengin üretiyorlar
Talihsiz bir ölüm, İstanbul’daki belediye ihalelerinin ipliğini pazara çıkardı.

Bugün haberini verdiğimiz Ömerli-Dudullu isale hattı ihalesi, tipik bir örnek oluşturuyor:

İktidar yakını şirket 12.2 milyon YTL’lik ihaleyi alıyor. Ama kendisi yapmıyor. Aynı ihaleye 9.6 milyon YTL teklif veren firmayı taşeron tutup ona yaptırıyor.

Hiç terlemeden yüzde 25 kâr...

Eğer bu iş 9.6 milyon YTL’ye yapılabiliyorsa Belediye Başkanı 12.2 milyon YTL’nin kime ve niçin ödendiğini sormadı mı?

Acaba kaç ihalede böyle kaç kişiye havadan paralar verilmiş, merak eden bir savcı çıkmayacak mı?

DİĞER YENİ YAZILAR