Kalitesi bize fazla geldi!

Haberin Devamı

Siyaset ve bilim dünyamız, seçkin ve son derece renkli bir simasını kaybetti.
Tedavi gördüğü Amerika’da dün 81 yaşında vefat eden Erdal İnönü’ye Allah’tan rahmet, sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
Batılı bir ülkede olsa şöhretini uluslararası takdir görmüş bilim adamı kimliği ile yapardı. Ama o, İstiklâl Savaşı kahramanı, Garp Cephesi Komutanı, Milli Şef İnönü’nün oğlu olduğu için “dağılmış solu toparlama” misyonu ile çağırıldığı siyasi rol sayesinde popüler gündemin üst sıralarına çıktı.
Yirmi yıl kadar önce yaptığımız bir mülâkat sırasında, siyaset havuzuna hınzırca itilmiş gönülsüz kurtarıcı konumunda biri olduğunu, kendine has zekâsı ve espri anlayışı ile hissettirmişti bana.
Buna rağmen partilerin yasaklandığı dönemde dağınık haldeki sosyal demokrat hareketin toparlanıp güçlenmesini sağlamak için çalıştı ve başarılı da oldu.
Liderler örnek alınan kişilerdir. Ve aynı zamanda onlar, kendilerini takip edenlere doğru işler yaptırırlar.
Bu ölçüden bakınca Erdal İnönü’nün sahip olduğu özel yeteneklerin Türkiye modeline uygun bir siyasi lider yarattığını söyleyemeyiz. Siyaseti çok sevmedi. O nedenle koltuğa ihtirasla sarılmadı. Zaten siyaseti de genel başkan koltuğunda otururken bıraktı.
İhtirası olsa ve lider olarak partisine damgasını vurabilse siyasetçilere kaynaklık eden sosyal ve kültürel çevre herhalde bugünkünden daha kaliteli olurdu. Nezaket, zarafet ve zekâ horlanmazdı.
Eleştirilerinde zarif bir alaycılık İnönü’nün en ayırıcı özelliği olmuştur hep.
Biri bir gün lâf dokundurmuş:
- Sayın İnönü, sizin için “Norveç’e iyi Başbakan olur” diyorlar.
İşte ona yakışan cevap:
- “Türkiye’de bu işi beceremiyor” demenin kibarcası herhalde!

***


Bedelini ödetmek!

Talabani meydan okurken kedi gibi, mazeret üretirken fare gibi...
Demiş ki: “Yapabileceğimiz şeyi isteyin. Biz Kandil’e gidip 5 bin PKK’lıyı nasıl yakalayalım?”
Egemen bir ülke olma iddian varsa, komşu ülkenin canına kastetmiş canileri toprağında barındırmayacaksın. Bunu başaramıyorsan sonuçlarına katlanacaksın!
Barzani ile Talabani kadar bizimkilerin de doğruları yerli yerine koymaya ihtiyaçları var. Meselâ Başbakan’ın danışmanı Egemen Bağış da aynı hataya düşüp partinin kitapçığına şunu yazdırmış:
“Türk Ordusu Kuzey Irak’a daha önceki yıllarda defalarca girmiş ve maalesef terör belâsı son bulmamıştır.”
Olsun...
Türkiye’ye yönelik teröre ev sahipliği yapmanın çok ağır bir bedeli olduğunu öğretmek, her saldırıdan sonra bu dersi tekrar tekrar vermek, hem onurumuzu hem güvenliğimizi korumanın şartıdır.
PKK’yı Kuzey Irak’tan biz çıkarmayacağız.
Her eylemde katil beslemenin bedelini öyle ağırlaştıracağız ki katilleri sonunda Barzani kovacak. Çare budur!

DİĞER YENİ YAZILAR