Kalite rekabeti

Erdoğan’a rakip olup da onun ağzından kötülenmeyen ilk şahsiyet olmak ayrıcalıktır.

Bu durum Prof. İhsanoğlu’na ait kalitelerin Başbakan tarafından da takdir edildiğinin delilidir.

Ama bugünün sorusu şu:

Seçmen tabanında yeterli karşılığı bulunmayan bir adayı topluma nasıl benimsetirsiniz?

Kendi adayınızın kalitelerini överek rakibin yoksunluğunu sürekli vurgulamak, iyi bir taktik olabilir.

Galiba İhsanoğlu ile yapılması beklenen o!

Dünkü grupta CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, aday gösterdikleri kişiyi belirlerken benimsedikleri on kriteri saydı.

- Kuvvetler ayrılığı ilkesine inanmayan;

- Vatandaşına tokat atan, bizden sizden diye ayıran;

- Kin ve öfkeyi politik dil haline getiren;

- Hukukun üstünlüğüne inanmayan;

- Kadın erkek eşitliğini tanımayan;

- Yalan söyleyen;

- Dünyada saygınlığı sürekli eriyen;

- Demokratik, laik, sosyal hukuk devletine inanmayan;

- Bilgi birikimi yetersiz, sanata ve sanatçıya düşman;

- Geçmişi şaibeli kişiden cumhurbaşkanı adayı olmaz!

Senaryo belli, CHP ve MHP liderleri kampanya boyunca bu ilkeleri AKP adayı Erdoğan’ın eksikleri olarak sayacak, Prof. İhsanoğlu’nun bu kalitelere sahip olduğunu, seçilirse yıllardır özlenen siyaset zemini ve ikliminin yaratılacağını vaat edeceklerdir.

Haberin Devamı

Bu strateji, rekabeti kötüleme üstüne kuran Başbakan’ı sıkıntıya sokabilir.

Milletçe denemeye değer bir tecrübe yaşayacağız!

Zehirlenme...

Başbakan, dinci terörün vahşi örgütlerini azdırmamak için “yazmayın, çizmeyin, söylemeyin“ talimatı verdi ama maşallah kendisi durmuyor.

Eskisi gibi atışa devam!

Katile katil demenin sakıncalı görüldüğü bir dönem yaşıyoruz.

Medya toplum vicdanını hem oluşturan hem yansıtan bir araçtır.

Onu susturanlar din adına, mezhep uğruna katliam yapanlara mazeret üretiyorlar.

Başbakan dün grup konuşmasında “Mezhep aidiyetimiz ne olursa olsun biz ‘La ilâhe illâllah’ diyeni mümin kardeşimiz gördük, bağrımıza bastık“ diye konuştu.

Keşke Türkiye’nin bağrına bastığı insanları seçmekte iktidar daha gerçekçi ölçütler kullansaydı.

Başbakan “inşallah bölgemizde ebediyyen hakkı, sabrı tavsiye eden bir ülke olarak kalacağız” diyor.

Haberin Devamı

Bölge siyasetimiz bugünlere mezhep eksenli saflaşmanın, ayrışmanın günahlarını işleye işleye geldi.

Bu günahları itiraf etmesini kimse beklemiyor ama bari insaflı olmaya çalışsın. Başbakan dün “CHP, bu genel müdür döneminde en sefil dönemini yaşıyor” dedi.

Sadece şu hitap tarzı bile siyasetin niçin bu kadar zehirlendiğini anlatmaya yetiyor. Yanlış mı?

DİĞER YENİ YAZILAR