Kahramanlarımız!

Toplumda ahlâk kurallarına geleneklere ve yasalara yaygın bir başkaldırı havası var. Ahlâk ölçülerinin değişmesi, geleneklerin hükümsüzleşmesi, hızlı kentleşmenin bunalttığı yığınların kendilerine yaşam alanı açmaya dönük zorlamasından geliyor diyelim..

Haberin Devamı

Toplumda ahlâk kurallarına geleneklere ve yasalara yaygın bir başkaldırı havası var.

Ahlâk ölçülerinin değişmesi, geleneklerin hükümsüzleşmesi, hızlı kentleşmenin bunalttığı yığınların kendilerine yaşam alanı açmaya dönük zorlamasından geliyor diyelim..

Peki halkın kendi seçtiği meclisin koyduğu yasalara yönelik bu itaatsizlik neyin nesidir?

Bu hastalıklı manzara ne mesajı veriyor?

Türkiye Özal'la yeni ufuklar keşfedip uçmaya başladığı yıllarda, benim de kaygılarına hak verdiğim bazı aydınlar şu uyanyı yapmışlardı:

"Ahlâki değerlerin yerle bir edildiği bu yapının üstünde hayalini kurduğumuz değişim ve zenginlik kalıcı olamaz. Sonunda geriye sadece ahlâksızlık kalır ve bunun bedelini ağır öderiz.."

İşini bilme ve köşeyi dönme felsefesinin ürettiği yolsuzluk ve hortumculuk Türkiye'ye ne maliyetler çıkardı, görüyoruz.

Kalite aramadan
Kanal D'nin düzenlediği Pop Star yarışmasında cinayet işlediği için hapse girip çıkmış bir gencin uyandırdığı ilgi, halktan ve hatta jüriden aldığı destek bir çokları için şaşırtıcı oldu.

Oysa sürüklendiğimiz girdabın doğal bir uzantısı, kendine göre doğru bir seçimi idi..

Halk, içindeki isyan duygusunu, suç işleyerek, başkaldırarak eyleme dönüştüren kişileri kahramanlaştırıyor.

Ve bunu ilk kez yapmıyor.

"Hortumculuk" kavramına yıllar önce adını veren Horzum'u bir stat dolusu hemşehrisi "Seninle gurur duyuyoruz" diye tempo tutarak onurlandırmadı mı?

Vatandaşlarını dolandırmakla suçlanan Jet Fadıl, partisiz olarak, tek başına, bağımsız milletvekili seçilmedi mi?

Cem Uzan parti kurup birkaç ay sonra yapılan seçimde yüzde 7 oy topladı. Bu başarıda Motorola'yı yani "yabancıları" kazıklamış olmanın uyandırdığı takdir duygusu etkili olmadı mı?

Yeni ölçüler gerek
Başbakanımızı bile bu rüzgârlar getirdi..

Tayyip Erdoğan kaçak yapıda oturduğunu söyleyerek varoşları arkasına aldı ve İstanbul'a Belediye Başkanı seçildi. "Minareler süngü, kubbeler miğfer, müminler asker" diye şiir okuyup hapse girdikten sonra Başbakanlık yolunu açtı.

Türk halkının seçim kriterleri çarpılmıştır.

Bundan dolayı demokrasiyi suçlayamayız. Suç seçenlerde değil, doğru seçimlerin ölçülerini koyamayan, bunları savunmanın risklerini göze alamayan aydınlardadır.

İhtiyacımız, kaybolan ahlâkı yeniden tesis edecek bir zihniyet reformunu eğitimden başlayarak sabırla gerçekleştirmektir.

Çünkü AB'nin uygarlık normları böyle bir manevi zeminde hayat bulamaz.

Otoyol gişelerinden 4 yılda 2 milyon 204 bin sürücünün kaçak geçiş yaptığı, suçlularını daha nadim olmadan affedip sokağa salan ve kahramanlaştıran bir toplumu AB içine alamaz.

Korkar çünkü.. Siz korkmuyor musunuz?

DİĞER YENİ YAZILAR