Profesör Özbudun hazırladıkları anayasa taslağı için “laiklik fazlasıyla korunuyor” demiş.
Bu işin fazlası nasıl oluyor?
Eğer zorunlu din derslerinin isteğe bağlı hale getirilmesini kanıt gösteriyorsa, dereyi görmeden paçayı sıvamamak gerekir.
Korkarız AKP çoğunluğu, milletvekili dokunulmazlığını nasıl kaldırmayacaksa, din derslerini zorunlu tutan kuralın değişmesine de izin vermeyecektir.
Dilerim ben mahcup olurum!
AKP’nin iktidarını, Gül’ü de Çankaya’ya çıkararak güçlendirmesi içerde ve dışarda tedirginlik yaratıyor. Bu durumdan memnun olanlar ise teselliler üretmeye çalışıyor.
Meselâ geçen gün Reuters haber ajansı Georgetown Üniversitesi İslâm tarihi uzmanı John Voll’un şu sözlerini dünyaya yayıyordu:
“Gül ve Erdoğan ile görülen şey, dürüst ve devletten bağımsız bir politik İslâm’dır.”
Amerikalı bilim adamı “Korkmayın bir şey olmaz” demeye getiriyordu özetle.
Oysa siyaset bir araçtır. Neyle yüklü ise iktidara geldiğinde devlete onu taşır.
Devletin bağışıklığı olsaydı tarikatlar, cemaatler eğitimi ele geçiremez, yüksek bürokrasideki tayin kriterleri türbanlı eşe endekslenmez iktidarla devletin bağımsız kurumları çatışma haline düşmezdi.
Cumhurbaşkanı Gül bir davet vermek zorunda. Ama AKP’nin kamburları var: İçki içilmemesi lâzım, türbanlı eşlerin gücendirilmemesi lâzım. Bu yüzden davet 5 Eylül öğle öncesi saat 11’e alındı ve düzenleme eşsiz yapıldı. Ucube davete “çalışma resepsiyonu” denildi.
Kendilerini iktidara getiren din sömürüsünün bayrağı türban AKP’nin ayağına dolanmıştır. Çalışsınlar, çözsünler şimdi.
Sorunu üreteni çözüm bulmaya mecbur eden kader şansımızdır.
Allah zihin açıklığı versin!
CHP’nin hali
Daha çok umut ve heyecan veren bir ana muhalefete duyulan ihtiyaç tartışma götürmüyor.
Ama düzenimiz, başarısız lideri değiştirmeye izin vermiyor.
Sarıgül muhalefeti 9 Eylül’e hazırlanırken Parti Meclisi kaynaklı bir grubun yeni bir ateş yaktığını izliyoruz.
CHP’nin değişime ihtiyacı var mı?
Muğla Üniversitesi Anayasa Hukuku hocası Doç. Mehmet M. Hekimoğlu’nun bir makalesindeki bazı tesbitlerini okuyunca değişim gereğine ikna oluyorsunuz.
Doç. Hekimoğlu “İki sol partinin CHP çatısı altında aldığı oy oranı, siyasi tarihimizin gördüğü en düşük orandır” diyor.
Aynı şekilde “2002 seçiminde 17 ilde milletvekili çıkaramayan CHP, bu defa DSP ile ittifaka rağmen 36 ilden meclise vekil sokamadı.”
“CHP 13 ilde birinci parti idi, son seçimde bu başarıyı sadece 5 ilde yakaladı. Toplumun bütün katmanlarından ve tüm bölgelerden oy alan kitle partisi vasfını bile yitirdi.”
Ve partinin yönetimi bu durumu seçmenin akılsızlığına yordu!
CHP için dışardan seçmen getiremeyeceğimize göre partinin başındakileri götürmek gerekiyor.
Başka çare yok!

