Ankara Ticaret Odası'nın "Türkiye'de dar gelirli olmak" konulu araştırması, iç karartıcı bir tablo çıkardı.
Ama boy aynasındaki görüntümüz, bizi pazar günleri bile gerçeklerimizle yüzleşmeye mahkum ediyor.
ATO araştırması halkın yansının gecekonduda, yüzde onunun susuz ve tuvaletsiz evlerde oturduğunu, veresiye yazan bakkallara dönüşün hızlandığını, ikinci el pazarlarına talebin arttığını gösteriyor.
Oda Başkanı Aygün yaşam kalitesindeki erozyon ve işsizlik nedeniyle kapkaç suçlarında patlama yaşandığını, aile yapısının ve çocukların tehdit altında olduğunu söylüyor.
Türkiye böyle bir kadere mahkum olacak ülke değildi.
Ama kaynakları ekonomik ve insani gelişme amacında kullanmayan iktidarlar bu yüz kızartıcı suçun ortağı oldular.
Payımızı istemek
Ülkenin kaderini değiştirmek için ihtiyaç duyduğu şey, aklın emri tercihler yolunda cesur olmak ve daha çok zaman kaybetmemektir.
Bir yandan yolsuzluklara savaşmak, bir yandan da Türkiye'nin bölgedeki rollerini korkusuzca oynayarak uluslararası dayanışmadan hak ettiği payı almasını sağlamak..
AKP iktidarı ülkeye AB yolunda şimdiye kadar görülmedik hız kazandırmıştır.
"Türkiye'nin AB üyeliği, bir gerçeğin sembolüdür. Bu gerçek de demokrasi ve insan haklarının bir Hıristiyanlık meselesi olmadığıdır."
Başbakan Erdoğan'ın ziyareti nedeniyle Alman medyasında yer alan bu ve benzeri yorumlar, artık kuruntuların freninden kurtulmamız için bizi cesaretlendirmelidir.
Irak'ta barışıın inşasına yönelik çabalar da bizden aynı eylem cesaretini bekliyor.
Savaşa girmemenin bir bahanesi bulunsa da Irak'ın bütünlüğünü korumaya yönelik çabalara katılmamanın mazereti olamaz.
Hele bu destek, Türkiye'ye yönelik PKK tehdidinin Kuzey Irak'ta tasfiye edilmesi şartını Amerika'ya kabul ettiriyorsa.
Risk yok hayat yok
Bir ülkenin rolünü tarihi, coğrafyası ve sahip olduğu iddia belirler.
Başbakan ve Dışişleri Bakanı'nın Avrupa'daki açıklamaları, Türkiye'nin üstüne düşen rolü üstlenmekten bu kez yan çizmeyeceğinin işaretini veriyor. Doğru olan budur.
Meclisin savaş tezkeresini reddetmesi ABD'yi küstürüp AB'yi mutlu etti. Bu durum Türkiye'nin demokrasi kalitesini kanıtladığına delil sayıldı.
Ama bugünün Irak gündemi barıştır.
İkinci kez "hayır" demenin AB yolunu daha çok açacağına inanmak büyük yanılgı olur.
ABD'nin defterden sildiği pasif bir Türkiye'nin AB gözünde hiç bir çekiciliği olamaz.
Temel mesele şudur:
Ankara Ticaret Odası araştırmasının önümüze koyduğu Türkiye fotoğrafına razı mıyız, değil miyiz?
Sevgili okurlar;
Rahatsızlığım nedeniyle gösterdiğiniz ilgi ve gönderdiğiniz yüreklendirici sevgi mesajları için çok teşekkür ederim.
İşte birinizin "Daha birinci günden özledik" notunu ciddiye aldım ve ameliyatın üçüncü günü yerime döndüm.
Kader seçimi
Ankara Ticaret Odası'nın "Türkiye'de dar gelirli olmak" konulu araştırması, iç karartıcı bir tablo çıkardı
Haberin Devamı

