Keşke bu kriz hiç çıkmasaydı.
Devletin kirli çamaşırları orta yere dökülmese elbet daha iyi olurdu.
Ama hayatı geri sararak yeniden oynamak imkânına sahip olmadığımızı bilerek hareket etmek zorundayız.
İktidarın MİT’i kullanarak PKK ile yürüttüğü müzakereler gizli kalmalıydı. Yanlış olan bu gizli faaliyet değil, gizliliğin ihlâl edilmesi olmuştur.
Şimdi o ihlâl nedeniyle toplumun zihninde oluşmuş sorular “devlet sırrı” bahanesiyle cevapsız bırakılamaz.
Özel Yetkili Savcı Sarıkaya kamu adına görev yaptı. KCK’yi soruştururken elde ettiği bilgi ve belgelere bakarak suç oluşturduğundan şüphe ettiği eylem ve işlemler hakkında sorular sormak istedi.
MİT ve PKK arasında oluşturulduğu iddia edilen Oslo Mutabakat Taslağı ve protokoller üzerine gidilmesi gereken tehlikeler ve aydınlatılması gereken karanlık noktalar saklıyordu. Meselâ...
Olmayacak şeyler listesi
“Türkiyeliliği esas alan yeni anayasa, demokratik özerklik sağlanması;
Kürt kimliğinin yeni anayasaya girmesi, Kürtçenin ikinci resmi dil kabul edilmesi;
Öcalan’ın ev hapsine alınması, ardından toplumsal ve siyasal yaşama katılması;
Silâhsızlandırıldıktan sonra gerillanın demokratik çözüm içinde varlığını koruyacak bir yapıya kavuşması!”
Bu bilgilerin doğru olup olmadığını aramak ve doğru ise hesabını sormak isteyen Özel Yetkili Savcı Sarıkaya’ya işten el çektirildi ama onun sorgulamak istediği MİT mensupları için Meclis’te iktidar partisi tarafından harıl harıl kurtarma yasası hazırlanıyor.
Ülkenin büyük patronlarının örgütü olan TÜSİAD, yaşanan şeyin hukukun gücü değil gücün hukukunu dayatmak olduğunu belirtiyor ve devlet içindeki kavgayı dehşetle ve artan güvensizlik duygusu ile izlediklerini ilân etmek zorunda kalıyor.
“Bitaraf” olmanın dahi “bertaraf” olma riski taşıdığını bile bile...
Devlet son krizle bir kavşağa gelmiştir.
Gizlilik çözülürken MİT’in terör örgütü içine ajanlar yerleştirdiği açığa çıkmış, çözüm amaçlı görüşmelerin ihtiyacı olan güven zemini ağır hasara uğramıştır.
Bundan sonra toplumun nefretini hak eden terör saldırıları, ajan kullanan MİT’in üstüne yıkılacaktır.
Aydınlığa gelir misiniz?
Artık dramatik bir tarz değişikliğine gitmenin zamanıdır.
Savcı Sarıkaya’nın MİT mensuplarına sormak istediği soruları kimseyi beklemeden hükümet cevaplamalı, KÜRT sorununa şimdiye kadar karanlıkta aranan çözümler demokrasinin aydınlığına çıkarılmalıdır.
AKP on yıldır gizlilikle çözemedi sorunu.
Ya Kürt ayrılıkçıların veya birliğe inanan halkın kandırıldığı oyalama siyasetleri güdüldü.
Demokratik yolu denemenin birinci koşulu iktidarın çözüm arayışında işbirliği yapacağı muhatabı değiştirmesidir.
“Terörle müzakere olmaz” dersini defalarca aldık.
BDP dururken PKK’yı muhatap almak da zaten büyük hata idi.
Başımıza gelen kriz musibetini, demokrasi içinde çözüm arayışına yönelerek hayra çevirme şansı önümüze çıkmıştır.
Şimdiye kadar üretilen boş hayaller, sadece çözüm yollarını tıkamış, maliyeti yükseltmiştir.
Artık görmek gerekiyor:
Oslo’da varıldığı iddia edilen mutabakatı mezarından Atatürk çıksa o bile hayata geçiremez!
Kader kavşağı
Haberin Devamı

