Kader değişebilir!

Marmara depremi, yalnız evlerimizi yıkmakla ve 30 binden fazla hayatı söndürmekle kalmadı, iki ekonomik krizin de tetikçiliğini yaptı

Haberin Devamı

Marmara depremi, yalnız evlerimizi yıkmakla ve 30 binden fazla hayatı söndürmekle kalmadı, iki ekonomik krizin de tetikçiliğini yaptı.

Yarattığı ekonomik ve sosyal tsunamilerle derin yıkımların kaynak sebebini oluşturdu.

Toplumların hayatında hiç unutmadıkları, geleceklerini üstüne kurdukları, her adımlarını ona göre attıkları olaylar vardır. Marmara depreminin bizim için yeni bir yaşam tarzının başlangıcı olması gerekiyordu.

Japonya'daki gibi. Meselâ Japonya'nın Kobe kentini 1995 yılında vuran 7.3 büyüklüğündeki deprem 6 bin 400 insanın ölümüne sebep olmuştu. Japonlar yaşadıkları felâketten sonra bu gerçeğin dayattığı mecburiyetlere yaşamlarını uydurmak zorunda olduklarına karar verdiler.

Depreme hazırlıklı olma bilinci ve davranışı, hayatın üstüne kurulduğu bir zemin oldu.

Ve Japonlar dün ödüllerini aldılar.

Miyagi bölgesini vuran 7.2'lik deprem bir tek Japon'u bile öldüremedi. Bu büyüklükte bir depremin on binlerce hayata mal olacağı kâbusu bizim uykularımızı kaçırmaya devam ederken onlar 45 yaralı ile vartayı atlattılar.

Kesin kayıp niçin sır?
Bugün 17 Ağustos depreminin altıncı yıldönümüdür. Biz o depremin kaç vatandaşımızı aldığı sorusunu bile aydınlatamadık hâlâ.. Resmi bilanço 17 bin ölüdür. Ama gerçek kayıpların 35 ile 40 bin arasında olduğunu iddia edenlere hiçbir resmi sözcü çıkıp da "Hayır, abartıyorsunuz" diyememiştir.

Çünkü bu çağda 7.2 büyüklüğünde bir depreme bu kadar kurban vermek ayıptır. Ayıp olmanın ötesinde suçtur. Bu suçun kurcalanmasını kimse istemiyor.

Peki katlandığımız bu fedakârlık, yeni bir depremde aynı ayıp ve suçların enkazı altında kalmaktan bizi kurtaracak mı bari?

Ne yazık ki hayır!

Ulusal Deprem Konseyi Başkanı Prof. Eyidoğan dün televizyonlarda bize musallat olmuş Üçüncü Dünya'nın devasız hastalıklarından söz ediyor gibiydi. Büyük depremden bu yana arama ve kurtarma kapasitemiz epey gelişmiş..

Yani deprem olursa enkaz altındakiler! çıkarmak eskisinden daha çabuk olacak.. İlerlemeye bakar mısınız!

Aşı ve mıcır ayıpları
Konsey, kentlerin alt yıl öncesine göre daha güvenli olmadığını, göçe ve nüfus artışına bağlı yığılmalar nedeniyle muhtemel afetlerde daha çok kayıp verme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtiyor.

Çünkü geçen altı yılda bir yapı denetim yasası bile çıkarılmamıştır.

Küçük bir sarsıntıda, içinde yaşamaya devam edenlerin üstüne yıkılacak durumda on binlerce bina bulunuyor. Sadece Adapazarı'nda bunlardan 2 bin 500 adet var.

Depremin sonuçlarını "Takdiri İlâhi" diye karşılayacak olanlar Ankara'da oturmaya devam ettikçe Üçüncü Dünya'ya endeksli kaderimiz değişmeyecektir.

O kötü kadere daha doğduğumuz günden tâbi oluyoruz. Ya çocuklukta tedavülden kalkmış zehirli bir karma aşının saygısız saldırısı ile sakatlanıyoruz veya maceramızı turizm sezonunun ortasında mıcır dökülmüş bir yolun kenarında bitiriyoruz.

Niye sesimizi yükseltmiyoruz?

Kaderin şans değil, bir seçim sorunu olduğuna karar verip değiştirmek için zorlasak fena mı olur?

DİĞER YENİ YAZILAR