Kaçmak kurtuluş mu?

Haberin Devamı


Çağdaş demokrasinin seçime giren adaylara yüklediği borç vardır.

Çıkarlar, kendilerini ve ne yapacaklarını anlatırlar.

Söz konusu olan başkanlık seçimi ise rakipleriyle TV’de tartışırlar, bu yolla yarışırlar.

Seçmenler de bu şekilde adaylar arasındaki farkı değerlendirerek sandığa giderler.

Amerika’da başkan adaylarının çıktıkları “debate” denilen TV tartışmasından kaçmayı göze alabilecek bir siyasetçi hayal edilemez.

Çünkü öyle biri siyaseten intihar etmiş sayılır.

Tuhaflığa bakın ki rakiplerle aynı ekranda tartışmak AKP’de parti yasağı oldu!

Orta boy bir Avrupa devleti büyüklüğündeki İstanbul’un belediye başkanlığı için yarışan Kadir Topbaş ile Kemal Kılıçdaroğlu’nu bir TV münazarasında izleme imkânı bulamayacağız.

Olacak şey mi?

Evet, Kılıçdaroğlu ile tartışan iki AKP yöneticisi mevkilerini kaybettiler. AKP de bu yüzden Kılıçdaroğlu ile TV’de karşı karşıya gelmeye tövbe etmiş durumda!

Ama iktidar partisi bu şekilde kendisini savunduğunu sanıyorsa yanıldığı bilmelidir. Çünkü İstanbul halkı o tavrın ne anlama geldiğini takdir edecektir.

Herkes anlayacaktır ki AKP halkın önünde CHP ile demokratik bir tartışmaya girmekten korkmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun soracağı sorulara verecekleri cevap yoktur!

İkna kapısı kapanmış rejim demokrasi olmaz. AKP cemaat disiplininden yararlanmak amacıyla kutuplaşmayı nereye kadar körükleyebilir?

Son genel seçimde Başbakan ana muhalefet lideri ile TV tartışmasına çıkmaktan kaçmayı başardı. Cemaatçi anlayış bunu kabul etti.

Ama o duvarda şimdi Deniz Feneri gibi büyük bir çatlak var. Muhafazakâr insanlar disiplinin soygun ve ahlâksızlıklar için kullanıldığını gördüler ve herhalde uyandılar.

AKP, TV tartışmalarından kaçma kararını değiştirmelidir.

Sadakaya muhtaç hale düşürülen insanlar bile seçimden seçime saygı görmeyi hak ediyorlar. Ve bu haklarını talep ediyorlar!


*****



Lâfı bırakın, çare bulun!

Dışişleri Bakanı Babacan dün endişe uyandıran şeyler söyledi.

Ermeni soykırımı yasasının önümüzdeki nisanda Amerikan Kongresi’nden geçirileceği haberine sanki kamuoyunu şimdiden hazırlıyor gibiydi.

İyi bilindiği gibi Türkiye Ermeni diasporasının her yıl Kongre üstünde yarattığı baskıları Yahudi lobisinin yardımı ile etkisiz hale getiriyordu.

Başbakan Erdoğan’ın Gazze’deki faciayı durdurmaya çalışırken Hamas’ı tutan bir görüntü vermesi, Türkiye’nin Yahudi lobisinden bu defa yardım alamayacağı yolunda endişeler doğmasına sebep oldu.

Babacan dün bazı Yahudi kuruluşlarının 1915 olaylarını soykırım görmeye ve Türkiye’ye eskisi gibi destek vermemeye başladıklarını söyledi.

Bu sözler, kötü bir gidişin habercisidir.

Dışişleri Bakanı, İsviçre dağlarında tahmin yürüteceğine Amerika’ya gidip korkulan ihtimale karşı tedbir almalıdır.

Yoksa sanılanın aksine soykırım tasarısının geçmesi iktidarı korkutmuyor mu?

Öyle ya, nasıl olsa İsrail’i suçlamak, onların önemsediği komşulardan aferin almaya yetiyor!

DİĞER YENİ YAZILAR