AKP yeni bir başlangıç yapma şansı kullanmak isteseydi rektör seçimleri iyi bir fırsattı.
Ama yararlanamadılar.
Parti kapatılmaktan kıl payı kurtuldu. Bu tehlikeli maceranın yolunu açan nedenlerin başında türban takıntısı geliyordu. Üstelik Anayasa Mahkemesi türbanı üniversitede serbest bırakan anayasa değişikliğini de iptal etmişti.
Ama sanki bunlar hiç yaşanmamış gibi AKP’nin kurumsal iradesi bildiğini okumaya devam etti. Üniversite rektörlerinin seçimini, adayların türban karşısındaki tutumları tayin etti.
İktidar güdümüne giren YÖK, üniversitelerindeki seçimde en yüksek oyu alan üç adayı zaten başta liste dışında bırakmış, en çok oy alan iki rektör adayını da alt sıralara yerleştirmişti.
Cumhurbaşkanı Gül de 21 üniversitenin rektörlerini atarken dört rektörü ikinci sırada yer alan adaylar arasından seçti.
Yeni rektörlerden ikisinin önceki çatışmada türban yanlısı akademisyenler arasında yer alması, birinin AKP’den milletvekili adayı, birinin bakan yeğeni olması ve bir diğerinin de radikal dinci örgütlerle ilişiği olduğu gerekçesiyle idari soruşturma geçirmesi, seçimin kriterleri hakkında ipucu veriyor.
Bu tablo, Cumhurbaşkanı Gül’ün de itibar getirici bir rol oynamadığını gösteriyor.
Sezer zamanında benzer şeyler olmadı mı?
Tam zıddı nedenlerle aynı şeyler o zaman da oldu.
Ama hiç değilse Sezer’in cumhuriyet değerlerini koruma gerekçesi vardı. Gül, Anayasa Mahkemesi kararı ile savaşmaya kararlı AKP’nin “hınk” deyicisi rolünü oynamıştır. Yakışıksız ve çok sakıncalı.
Üç kademeli seçim defalarca şunu kanıtladı ki sürekli ahlâksızlık üretiyor. Çünkü YÖK ve Köşk bildiklerini okuyorlar. Üniversiteler demokrasi ararken birbirlerine girdikleri ile kalıyorlar.
Üniversiteler YÖK ve Köşk’ün gölgesinden kurtulmalı, rektör seçimini kendi içlerinde bitirmelidirler!
Cevabı yok!
“İhale kapandıktan sonra koşullarını değiştirmek Türkiye’de yasal mıdır, etik midir?”
Bir ABD-İsrail şirketinin Maliye Bakanlığı Müsteşarlığı’na yönelttiği bu soru, aylarca bekledi.
Müsteşarlık, işin nereye varacağını tahmin ettiği için cevap göndermemeye karar verdi.
Olay, geçen yıl açılan bandrol ihalesiyle ilgili. Söz konusu şirket ihale şartnamesindeki koşulları ağır bulduğu için ihaleden çekilme kararı almıştı.
İhale sonuçlandıktan sonra çekilmelerine sebep olan ağır şartların değiştirilmiş olduğunu öğrendiler.
“Değişiklikten haberdar olsaydık çekilmezdik” diyorlar şimdi haklı olarak. Ve “Bu yapılan yasal mı, ahlâki mi?” diye soruyorlar.
“Kalkacaksa, herkesin dokunulmazlığı birlikte kaldırılsın” diyen AKP’li siyasetçiler, bu soruyu cevaplayamayan memurları yargıya versin, görelim!
Vermeyeceklerdir. Çünkü memur, siyasetçinin bilgisi dışında böyle işler çeviremez.
Bürokratın dokunulmazlığı da aslında siyasetçiyi koruyor!

