Ben İzmirli sayılırım, Atatürk ve Cumhuriyet denince İzmir’e ne olur bilirim.
Cumhuriyetin hiçbir tehdide boyun eğmeyecek kadar güçlü olduğunu kanıtlayan Tandoğan ve Çağlayan mitinglerinden sonra İzmir, Atatürk’ün emanetine sonsuza dek geçerli olacak garanti damgasını dün gururla vurdu.
Tarihi bir kavuşma günü yaşanıyor gibiydi.
Mustafa Kemal gelmiş olsa ancak bu kadarı olurdu.
Sen misin daha önceki kalabalıklara dil uzatan; yabancı haber ajansları dahi kalabalığın büyüklüğü konusunda 1 milyon rakamını telâffuz ettiler.
Biz uyarmıştık:
Yapmayın, inkâr ve küçümseme tahrik yaratır, her miting katlanan kalabalıklar getirir sonra demiştik. İşte oldu, Tandoğan’dan İzmir’e kadar her defasında yeni bir Türkiye rekoru kırıldı.
Anamızla geldik
Karşıyakalı olmak bir ayrıcalıktır. Atatürk’ün annesi orada yatar. Karşıyakalılar dün Zübeyde Hanım’ın resminin yer aldığı, yanında “Anamızı da aldık geldik” yazan büyük bir bez afişi denizden getirdiler.
“Ananı al da git” diyen kalitesizliğe müstahak olmadığını bir halk bundan daha zekice ve edeple gösterebilir mi?
“Artık azaldılar” diye Atatürk’e bağlı yığınların bile bile zıddına gidenler herhalde bundan sonra düşünürler.
Bu mitinglerin en büyük hayrı bence burada. Örnek modeller sirayet edicidir. Mesela önceki gün Başbakan’ı Erzurum’da bayrak denizinde yüzen bir kalabalık karşılamıştı.
Milleti “alt kimlik-üst kimlik” diye ayıran Başbakan’a bu da Erzurumluların yaptığı zeki bir uyarı değil mi?
Yaman çelişki
İktidar mitinglerden ders alırsa kadına bakışındaki ilkellikten de kurtulabilir. AKP mitinglerine erkekler eşlerini götürmüyor. Götürenler de yanında bulundurmuyor, kadınlara tahsisli bir köşeye bırakıyor.
AKP’li siyasetçilerin sadece üst düzeyi eşlerini yanlarında gezdiriyor. Niye?
Kendisi takke ile dolaşamadığı için ideolojik mesajını eşinin başına taktığı türbanla veriyor.
Din üstünden siyaset yapanlar yıllarca türbanı bir inanç sorunu diye savundular. Ama artık dışardakiler bile uyanmaya başladı.
Le Figaro gazetesinde dün tarihçi ve jeopolitik uzmanı Alexandre Adler, Çankaya’da türbanlı bir first lady bulunmasının “göründüğünden ciddi bir konu” olduğunu yazdı.
Çünkü Adler’e göre türban yalnız dini bağlılığı ifade etmiyor kadına eşit statü tanıyan Atatürkçü rejime meydan okumak anlamına da geliyor.
Fransız yazar, seçim için bir dost temennisinde bulunmuş:
“AKP iktidarda kalsın ama bunu liberal ve laik bir parti ile koalisyon kurarak yapsın.”
Gerekçesi de şu:
CHP kazanırsa Türkiye’nin AB macerası sona erer!
Kadere bakar mısınız; din sömürüsü yapan “gerici” parti AB üyeliğini savunuyor, “ilerici” bilinen partinin AB yolculuğuna son vereceğinden korkuluyor.
Ankara ve İstanbul’dan sonra İzmir de aynı şeyi söyledi:
40 katır mı, 40 satır mı tercihine mahkûm değiliz!
İzmir Garantisi
Ben İzmirli sayılırım, Atatürk ve Cumhuriyet denince İzmir’e ne olur bilirim
Haberin Devamı

