İyiyi tasfiye eden sistem

Haberin Devamı

Yumruk, normal olarak yıkar insanı. Ama Ahmet Türk’ü yıkamadı, tersine yüceltti.

Adam gibi adammış ki yediği yumruk ondaki cevherin açığa çıkmasını sağladı.

Dün burun ameliyatı geçirdiği hastaneden taburcu olurken sorumlu devlet adamı kalitesini her cümlesinde hissettiren bir konuşma yaptı.

Samsun’da yediği yumruğun acısı, insana yanlış şeyler söyletecek kadar tazeyken bile dengesini kaybetmemeyi bilmişti.

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir “Bu saldırı Kürt halkına yönelik bir saldırıdır”, partinin yeni Genel Başkanı Selâhattin Demirtaş “Bu devlet politikası ile halkın üzerinde estirdiğiniz terör yetti artık sabrımız kalmadı” diye intikamcı naralar atarlarken o, ilk günkü sorumlu ve bilge tavrı ile şunu diyordu:

“Sevgiyle kucaklaşmayı esas aldığımız sürece insanlar katkı sunarlar. Biz burada bir bütünüz. Bu güzel kardeşliği sevgiye dönüştürecek bir duruşu göstermemiz lâzım.”

Türkiye’de ulusal bütünlüğe kastetmiş ihanet en küçük fırsatları bile nasıl değerlendiriyor; son 48 saatlik süreç ibretli bir örnektir.

Kışkırtıcı tepkiler ardından ülkenin değişik yerlerinde şiddet olayları görüldü.

İstanbul’da dört ay önce İETT otobüsüne molotof kokteyli ile yöneltilen uğursuz saldırıda kaybettiğimiz Serap’ın acısı tazeliğini korurken aynı vahşi eylem dün İstanbul’da bir kez daha tekrarlandı.

Ahmet Türk’ün sağduyulu çağrıları ilk gün bu olayların genişlemesini önlerken dünkü konuşmaları eminiz ki yatışmasına yardımcı olmuştur.

Ahmet Türk hiçbir zaman bölücü siyasetlerin ve terörün aleti olmadı.

Bölgemizdeki birçok ülkede Kürtler yaşıyor. Ama insanlık onuruna sahip tek yaşamı Türkiye’de buluyorlar. Ahmet Türk bu gerçeği her zaman takdir ederek siyaset yaptı.

Ama ne hazin çelişkidir ki sistem pişmanlık bile duymayan bölücüleri sınıra götürdüğü seyyar mahkemede aklayıp kucaklarken Ahmet Türk’ün lideri olduğu partiyi kapatmış, ona da siyaseti yasaklamıştır.

Kendimize zarar vermekte üstümüze yok vesselam!

AKP uzlaşmıyor

Uzlaşma beklentisi sabah saatlerinde sarsıntı geçirdi, akşam tümden yıkıldı.

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in sözleri Başbakan Erdoğan’ın akşam ABD dönüşü açıklayacağı “son karar”ına alt yapı oluşturuyordu.

Çiçek, yargı düzenini altüst edecek üç maddeyi paketten ayırarak referanduma bağımsız olarak sunma koşullu CHP önerisi ile Baykal’ın taktik yaptığını, halka gitmemenin yolunu aradığını söylüyordu.

Akşam yurda dönen Başbakan son noktayı koydu:

“Bunlar ciddi şeyler değil, sulandırma hareketi, olumlu yaklaşmayız!”

Halbuki üç gün önce “Ben de varım” demiş, CHP lideri Baykal da gerekirse Başbakan’ın ayağına gidebileceğini söylemiş, bu sayede uzun zamandır yaşanan siyasi gerilimde rahatlama gözlenmişti.

Gazeteciler, AKP’deki ani değişikliğin sebebini öğrenmeye çalıştılar ama asabi bir Başbakan’la yaşamanın zorlukları var.

Erdoğan’ın tatmin edici olmayan gerekçesi üstüne gidemediler, olayı deşemediler.

Ama toplum vicdanı, reddedilen CHP önerisinin kaybedilmemesi gereken bir fırsat olduğuna inanmaktan vazgeçmeyecektir.

Bunun halk oyuna yansımaları olacağını fark etmek, iktidarı yeni bir manevra yapmaya mecbur bırakabilir.

Başbakan’ın “tren kaçtı” bahanesini yansıtan sözleri gerçeği yansıtmıyor.

Meclis son ana kadar her uzlaşmayı değerlendirebilir!

DİĞER YENİ YAZILAR