Başbakan’ın geçirdiği ameliyat konusunda da demokrasiye yeni geçmiş toplumların acemiliğini yaşadık.
Acil şifa dileklerimizi sunuyoruz öncelikle.
Sonra da Başbakan’ın sağlık durumu ile ilgili bir açıklamanın niçin yetkili hekimler tarafından şu ana kadar yapılmadığını sormak istiyoruz.
Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan’ın çok iyi olduğunu, ameliyatın çok başarılı geçtiğini söyledi.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik “Allah’a şükür endişe edecek bir durum kesinlikle söz konusu değil” dedi.
O kadarla kalmayıp daha fazlasını da söyledi:
“En kısa zamanda işinin başına döneceğine hem parti genel başkanlığına, hem Başbakanlık’taki işlerinin başına döneceğine ülkenin yönetimine tekrar döneceğine inanıyoruz. Sayın Başbakan biliyorsunuz rahat durmaz; bu halde bile orada da devlet, millet işiyle ilgilendiğine emin olabilirsiniz.”
Bilmenin hak olduğu şeffaf toplumlarda Başbakan’ın geçirdiği bir ameliyat, olup bittikten sonra duyurulmaz.
Kamuoyu olayı önceden bilir.
Saklamak, otoriter rejimlerin alışkanlığıdır.
Onun gerekçesi de pusudaki muhalefetin ümide kapılmaması ve cesaretlenip ayağa kalkmaması tedbirini almaktır.
Türkiye’de demokrasinin kaliteleri yüksek değildir ama Başbakan’ın sağlık durumu konusunda halkı karanlıkta bırakmaya yöneticileri zorlayacak bir mecburiyet söz konusu olamaz.
Buna rağmen iş baştan itibaren gizlilik içinde yürütüldü. Hastanede alınan abartılı güvenlik önlemleri, haberin resmi duyuru yerine sızma yoluyla kamuoyuna yansıması ve dört günden beri yetkili hekimlerin onayına sahip bir sağlık raporunun yayınlanmaması, ciddi eksikliktir.
Bu eksikliğin hemen giderilmesi gerekiyor.
Başbakan’ın doktorlarının susması endişeye sebep olmakta, siyasi kişiliklerin abartılı “iyilik haberleri” de düşünülenin aksine merak ve endişeyi köpürtmektedir.
Güvenilir bilgi eksiğinin en kısa zamanda giderilmesini bekliyoruz.
Unutulmasın; bilgi eksikliği, bilgi kirliliğinden bile daha tehlikelidir.
Sakındığınız şey her neyse onu inşa eder çünkü!
Eşitsizlik bozar mı?
Bedelli askerlik yasası gece yarısı kotarılan işlerden biri oldu.
Bu hakkı yaşı tutmadığı veya 30 bin lira bulamadıkları için kullanma şansı elde edemeyenler, şunu diyebilirler:
“Bu kadar büyük bir haksızlık, gündüz gözüyle yapılamazdı zaten!”
Bedel ödeyerek askerlik yapmış sayılacak kişilerin sayısı 460 bin tahmin ediliyor.
Geçmiş uygulamaların verdiği tecrübe haktan yararlanacak mükellef sayısının en çok 120 bin olacağını gösteriyor. Yani eşitsizlik “çifte kavrulmuş” yaşanacak.
Parası var ama yaşı tutmuyor, yaşı tutuyor ama para bulamıyor...
Eski AİHM Yargıcı olan CHP Milletvekili Rıza Türmen, eşitlik ilkesinin ağır şekilde ihlâl edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmayı düşündüklerini açıkladı dün.
Eşitsizliğe bundan daha anlaşılır bir örnek herhalde bulunamaz.
Bazı anayasa hukukçularına bakılırsa buradaki eşitsizlik, ihlâl fiilini aşıp adeta tecavüz çizgisine dayanmaktadır.
Ama iptal edileceğinden kimse emin olmamalı...
12 Eylül referandumu ile iktidar icraatlarına engel oluşturmayacak bir yüksek yargı hedeflenmişti. Kâğıt üstünde bu hedefe ulaşıldı.
Uygulamada da ulaşıldı mı; CHP’nin başvurusu gösterecek...
İyilik haberini doktordan alalım
Haberin Devamı

