İyi şeylere de hazır olmalı

Haberin Devamı

Yirmi beş yıl terör estiren ve terörü savunan zihniyetle hükümet hangi sorunu çözecek?

İnternette dün bir VATAN okuru bunu soruyor ve açıklanan sürecin toplumu nasıl bir infiale sürüklemekte olduğunu siyasetçilerle medya mensuplarının göremediğinden şikâyet ediyordu.

Baktım, daha sonraki saatlerde MHP lideri Bahçeli benzer kaygıları keskin ifadelerle ve kâbus senaryoları eşliğinde seslendiriyor.

Terörle mücadele iradesi olmayan Başbakan’ın bölücü taleplerin taşeronluğunu yaparak teröre teslim olma hazırlığında olduğunu söylüyor.

Hemen belirtmek zorundayız ki, değil AKP, yüzde 70 oy çoğunluğuna dayanan bir iktidar gelse bölünmeye giden bir sürecin kapısını açamaz. Açmak şöyle dursun “fikir jimnastiği için tartışalım” dahi diyemez.

Tıkanan PKK’dır...

Hükümet İçişleri Bakanı’nın ağzından çerçeveyi açıkladı: Sürecin başlığı “demokratik açılım” dır ve “Kürt sorunu tek devlet, tek bayrak, tek millet içinde daha çok demokrasi üretilerek çözülecektir.”

Hükümetin “artık çözülmesi gerekiyor” dediği sorun için asker de farklı düşünmüyor. Demek ki arayışın arkasında devlet iradesi de duruyor.

Bakmayın siz terör yardakçılarının “Uzun mücadele devleti yordu, yıprattı ve uzlaşma aramaya mecbur bıraktı” demelerine.

Sabır ve dayanıklılık açısından hiçbir örgüt devletle yarışamaz. Uzlaşma aramak mecburiyetine düşen asıl PKK’dır.

Dışarıda yardım alacakları ülke kalmadı. İçerde kültürel haklar genişledikçe terörün sebebi kalmıyor.

Türkiye’de yükselen umutlar ve başlatılan süreç akıllı davranırlarsa asıl onları onursuz bir yok oluştan kurtaracaktır.

Öcalan ve yönetici avanesi affın hayalini bile kuramaz. Varılabilecek azami hedef dağdaki “emir kulu” silâhlı adamları ülkeye ve ailelerine kazandırmaktır.

Manidar bir soru...

Bu arayışlara şans tanımak Türkiye’ye hiçbir şey kaybettirmez. Sürecin hangi sürprizlere gebe olduğunu anlamaya çalışmanın ne zararı olabilir?

Geçen hafta Öcalan’ın avukatlarına, terör tehdidi altında ilerleyen bir sürecin başarısızlığa mahkûm olacağını, PKK silâhlarını teslim ederek terör örgütü olarak varlığına son veren bir karar alacak olursa bunun mucize yaratabileceğini söyledim.

“Olmaz” diye tepki göstermediler. Cevap manidar, hatta ufuk açıcı idi:

“Süreç uzun bir hazırlık gerektiriyor. Dediğiniz gerçekleşse ve bir anda sınıra 3-4 bin adam silâhlarını teslim etmek için gelse, devlet buna hazır mı? Bu insanların rehabilitasyonunu sağlayacak program ve altyapı hazır edildi mi?”

Yeni şartların yarattığı şansı şüphelerle heba etmeyelim.

Hep kötü sürprizlerle sarsıldık. İyi sürprizleri de hazırlıksız yakalandığımız için harcamayalım.

Teslim olmak isteyen 3-4 bin silâhlı adamın yarın sınıra gelebileceği ihtimaline bile hazır olalım.

İklim değişti, biz de değişelim.

DİĞER YENİ YAZILAR