Büyük takımların maç kaybettikleri hafta sonlarını izleyen Pazartesi’ler üretimin ciddi şekilde gerilediği ölçülmüştü.
Futbol halkımız için bu kadar önemlidir.
Koyu taraftarın hayatı, takımının başarı durumuna göre aydınlanır veya kararır.
İşte bu nedenle şike soruşturmasıyla ilgili iddianame ülke gündeminin bir numaralı meselesidir. Yargı organı da, siyaset kurumu da bu gerçeğin bilinci içinde davranmalıdır.
Adalete ulaşmak uzamamalıdır.
Lig maçlarının iddiasını, rengini ve rekabetini kaybetmesinin toplumsal moral açısından doğuracağı boşluğu hiçbir tedbir dolduramaz.
Elbette Türkiye’de insanlar, şikeci oyunbazların aptal seyircileri durumuna düşmek istemezler. Herkes her maçın mertçe yapıldığından emin olmalıdır.
Ama cezaları artırmak buna yetmiyor.
İşte o mantıkla yapılan yasaya dayanarak iddianame yazan savcı, Fenerbahçe Başkanı Yıldırım için 132 yıla kadar hapis cezası istedi.
Canavar sıfatına lâyık görülen katillerin bile 20 yıl yatmadığı bir ülkede yaşıyoruz.
Şikeyle suçlanan bir kulüp başkanına bu cezayı talep etmek, insana ister istemez “iyi ki idam cezası kaldırılmış” dedirtiyor!
Pusu kurmuş devlet hayaleti
Cezaları hafifleten yeni bir şike yasası yapmak, savunulabilir bir ihtiyaçtı.
2006’da, şikesi kanıtlanan İtalya şampiyonu Juventus’tan kupa geri alındı, takım küme düşürüldü, yeni sezona (-30) puanla başlatıldı ama başkanına 2,5 yıl görevden men cezası verildi.
Şike yapan yönetici bizde ömür boyu hak mahrumiyeti alsın ama hapiste ölmeye mahkûm etmenin adaleti yoktur.
Cumhurbaşkanı Gül’ün yasayı veto etmesi kişiye özel af algısı yaratması açısından haklıdır ama cezaların caydırıcılığını yitirdiği eleştirisi pek yerinde değildir.
Meclis yasayı ikinci kez ele aldığında cezaları aşırı artırma yanlışına düşmemelidir.
Son dönemlerin hastalığı burada da kendini gösteriyor:
31’i tutuklu 93 şüpheli, ağır hapis talepleri, tekrar tekrar işlenmiş suçlar, silâh, tehdit, her şey var.
Bunu görünce vatandaşına pusu kurmuş bir devlet hayaleti canlanıyor kafalarda:
Devlet ağlarını sermiş, avını bekliyor. Ama tuzağa düşeni hemen yakalamıyor, takibe alıp yeni suçlar işlemesi için izliyor.
Yargı ve polis görevini “koruyucu” anlamda yapsaydı, iddianamenin saydığı suçların belki yarısı önlenir, işlenmezdi.
Her sezon temiz başlangıç...
Çeşitli konularda bol sanıklı, ağır cezalı “devrim mahkemeleri” görüntüleri yaşamak yaşatmak ayıp oluyor!
400 sayfalık iddianamenin ayrıntısını öğrenmek için mahkemenin onayını beklemek zorundayız.
Şimdiye kadar 40 dolayında şüpheli kamuoyu önüne çıktı. Ama iddianamede şüpheli sayısı 93.
Yani 50 dolayında yeni sima ve yeni suç isnatları ile karşı karşıya geleceğiz. Yorum yapmak için beklemek gerekecek.
Son uyarımız şudur:
Kişisel suça kitlesel ceza tertip etmenin yanlışından sakınmaya çalışalım.
Aynı şekilde, sonrası için federasyonun delil durumuna göre takımlara ceza tertip ederken kendini asıp kesmeye mecbur hissetmemesi önem taşıyor.
Yönetici veya sporcu suç işler, cezasını da görür. Onların işlediği suçtan kulübün bir kazancı olmuşsa, o geri alınır, adalet yerini bulur, mesele kapanır.
Böylelikle her yeni sezon, temiz bir başlangıç yaratır. Bizde niye olmasın?
İyi ki idam yok!
Haberin Devamı

