İyi işaretler

Avrupa Birliği yolundaki gecikmenin suçunu hep Avrupalıların üstüne attık. "Bizi Müslümanız diye istemiyorlar. Kalabalığız diye istemiyorlar. Bizi zayıflatıp bölmek amacıyla oyalıyorlar" dedik yıllarca

Haberin Devamı

Avrupa Birliği yolundaki gecikmenin suçunu hep Avrupalıların üstüne attık.

"Bizi Müslümanız diye istemiyorlar. Kalabalığız diye istemiyorlar. Bizi zayıflatıp bölmek amacıyla oyalıyorlar" dedik yıllarca.

Ama bunların bize ait kuruntular olabileceğini, gecikmeyi de bizdeki güvensizliğin yaratabileceğini düşünmedik.

Geçenlerde AB ile ilgili bir toplantıda öğrendim: Bir kamuoyu araştırmasına göre halkın üçte biri Türkiye'nin hiç dostu olmadığına inanıyor.

Çok doğal, çünkü eğitim sistemimiz bizleri Batılı ülke ve kurumlara karşı sürekli güvensizlik aşılayarak yetiştiriyor.

Ulusal programlar, katılım ortaklığı belgesinde istenen şartların takvime bağlanmış taahhüt belgeleridir. Biz ise "acaba ne kazık yiyoruz" endişesi ile pazarlık yapıyoruz. Ertelediğimiz şartların kazanç değil, üyelik tarihini geriye atan zaman kayıpları olduğunu göremiyoruz.

Neyse ki bu kötü alışkanlığın sonunu getirecek işaretler artmaya başlamıştır.

İlk işaret iktidardan:

MGK Genel Sekreteri, Uyum paketindeki değişikliklere itiraz etmişti. Genelkurmay Başkanı önceki gün konuyu görüşmek üzere Başbakan'a gidecekti. Ama Başbakan görüşme gerçekleşmeden önce parti grubunda kendini bağladı. Kopenhag kriterlerinin tamamını yerine getirecek düzenlemelerin meclise sevkedileceğini açıkladı.

İkinci işaret muhalefetten:

CHP lideri Baykal da aynı gün MGK Genel Sekreteri'nin itirazlarına rağmen iktidarı destekledi ve "Bu noktadan sonra Türkiye'nin tereddüt içine girmesi kadar büyük yanlış olamaz. Meclis olarak hepimiz üstümüze düşeni yapacağız" dedi.

AB'nin, teslim şartlarını müzakere ettiğimiz bir düşman olmadığını nihayet anlıyoruz galiba.

İspat yükümlülüğü
"Dünyanın merkezi neresi?" diye soran birine Nasrettin Hoca, bastonunu yere vurarak "burası" demiş.

Adam "nereden belli?" diye üsteleyince "inanmayan ölçsün" cevabını vermiş..

Erdoğan ve Baykal "merkeze hareket" söylemleriyle milleti heyecanlandırdı.

Ama onların Nasrettin Hoca gibi uysal muhataplar bulma şanslan yok.

"CHP solu terk mi ediyor?" gürültüsü çıkınca Baykal çark etti. "Hayır, merkez CHP'nin bulunduğu yere gelecek" dedi.

"Biz Milli Görüş'ün değil Demokrat Parti'nin devamıyız" diyen Tayyip Erdoğan'ı da bu iddiasını kanıtlama yükümlülüğü bekliyor.

DP'nin üç simgesi Başbakan Menderes, Dışişleri Bakanı Zorlu ve Meclis Başkanı Koraltan'dı.

AKP'nin simgeleri de aynı makamları işgal eden Erdoğan, Gül ve Arınç'tır.

İspat yolunda şimdi bu üçlünün, Menderes, Zorlu ve Koraltan'ın "aile fotoğrafları"nı önlerine koyup kendilerininkiyle kıyaslayarak işe başlamaları gerekiyor. Eşleri görüntüleri ile yalanlıyorsa, bu iddiaya kim, niçin inansın!

DİĞER YENİ YAZILAR