Başbakan, kendi kuşağı ile bugünün gençliği arasındaki farkı değerlendirmiş..
"Bizim dönemimizin gençliği daha ideolojikti" diyor. Bu özelliğin o kuşağı daha mücadeleci yaptığını savunurken getirdiği olumsuzluklan da itiraf ediyor:
".. Ama bir o kadar da kendi içine dönük, dışa kapalı, diyalog zorluğu çeken ve kendinden olmayanla anlaşma zorluğu yaşayan bir gençlikti.."
Durduk yerde çıkan YÖK krizinin kaynağını insan ister istemez Başbakan'ın bu teşhisinde arıyor.
Ekonomik istikrarı ve AB sürecini tehlikeye sokan imam hatip inadı "kendinden olmayanla anlaşma zorluğu yaşayan o gençlik"in orta yaş sendromu belki.
Ama bir çelişki var. Çünkü Başbakan Erdoğan dış politikada o takıntıları aşabilmiştir.
Dünyanın sonu mu?
Nasıl aştığını da şöyle açıklıyor:
"Başkalarının sözünü dinledim ki benim de sözüm dinlensin. Temel düsturum şudur: İnsan tanımadığının düşmanıdır. Öyleyse düşmanlardan ve düşman anlayışından arınmak ve çevremizde bir sevgi, barış havzası oluşturmak için hem başkalarını tanımaya hem de kendimizi tanıtmaya önem vermeliyiz. Bunu başardım herhalde.."
Evet, dışarda başardı ama içerde üniversiteler ayakta ve sınava bir ay kala iki milyona yakın gencin yürekleri ağzındayken aynı şeyi söyleyemez.
"Dünyada barış" hedefine yürümek için dayandığı anlayışı "yurtta barış" için de benimsemek zorunda olduğunu herhalde kabul edecektir.
Başbakan Yardımcısı Şahin dün "Cumhurbaşkanı yasayı veto ederse gerekçesini de yazacaktır. Gerekçeler makulse biz de gerekeni yaparız" dedi.
Benzer sözler Grup Başkanvekili Eyüp Fatsa'dan da geldi:
"Veto yüzünden YÖK yasası yetişmezse dünyanın sonu olmaz.."
Yumuşama yetmez
Bu açıklamalar "yumuşama sinyali" olarak değerlendiriliyor.
Ama daha fazlası lâzım. Türkiye'nin laiklik üstüne artık uzlaşma iklimini yaratmaya ihtiyacı bulunmaktadır.
Yumuşama bir taktiktir, gelir geçer. Oysa bizim artık güven, istikrar ve gelişmenin zemini olan kalıcı bir uzlaşmayı sigorta etmeye ihtiyacımız var.
Türkiye'yi diken üstünde yaşatan şüphe, laik demokrasiye açık ve gizli muhalefettir.
AKP'nin değişim sloganı ve laikliğe bağlılık beyanları yumuşama getirmiştir ama imam hatip atağı, uzlaşmanın hâlâ uzağında bulunduğumuz gerçeğini ortaya çıkardığı için gerginlikler doğurmuştur.
Türkiye'nin akıl yürütmeye olanak tanıyacak bir sükûnet dönemine ihtiyacı var.
YÖK Başkanı Teziç'in dediği gibi, bu dönemde üniversiteler kendi özeleştirilerini yapmalı, hükümet de nerede tıkandığını aramalıdır.
İyi işaretler
Başbakan, kendi kuşağı ile bugünün gençliği arasındaki farkı değerlendirmiş..
Haberin Devamı

