İyi hal mi!

Oyuncu Gamze Özçelik ile eski milli basketbolcu Gökhan Demirkol davasının ilk perdesi kapandı

Haberin Devamı

Oyuncu Gamze Özçelik ile eski milli basketbolcu Gökhan Demirkol davasının ilk perdesi kapandı.

Özçelik’e ilâçla uyutup tecavüz etmek ve cep telefonuyla çektiği görüntülerini internette yayınlamak suçlamasıyla yargılanan Demirkol hüküm giydi ama mahkeme “iyi hal” diye tanımlanan indirimden sanığı yararlandırdığı için ceza 5 yıl 10 aya indi.

Yargıtay hükmü onaylarsa daha önce cezaevinde geçirdiği süre dikkate alınacağı için Demirkol 19 ay daha yatacak.

Haber VATAN’ın gündem toplantısına geldiğinde ilk tepkiler şöyle oldu:

“Böyle bir suça iyi hal indirimi uygulanır mı? İyi hal görüntüsü varsa samimiyetine hemen inanmalı mı?”

Toplumda adalet duygusunun tatmin edilememesinden kaynaklanan tedirginlik her fırsatta açığa çıkıyor.

Asayiş korku verici ölçüde bozulduğu için kendisini güvende hissetmeyen vatandaşlar suç işleyenlere en ağır cezaların uygulanmasını tek çare olarak görmektedirler.

Polis şeflerinin sık sık “Biz yakalıyoruz, mahkemeler bırakıyor” yakınmalarını ve işkence suçlularının bile “iyi hal” indiriminden yararlanabildiklerini duymak tepkileri yaygınlaştırmaktadır.

Ama öbür yanda Yargıtay içtihatları “iyi hal” indirimi yetkisini cesaretle kullanmaları için hakimleri özendirmektedir. Sanığın sabıkasız olması, samimi pişmanlık gibi sebepler cezayı altıda bir indirmesi için hakime yetki veriyor.

Bu indirimin bizde Avrupa’dan daha fazla kullanılmadığını öğrendim dün.

Galiba sorun indirimden değil, cezaların genellikle alt limitlerine yakın verilmesinden kaynaklanıyor.

Adalet duygusunu zaten tatmin etmeyen cezalar, bir de indirime uğrayınca ceza adaleti tamamen zedeleniyor.

Sorunun çözümü, yasaları yapanlardan daha çok uygulayanlara bakıyor.

*****

Risk ve şans
İki büyük dinin bayramlarını aynı günlere denk getiren tesadüfte ilâhi bir mesaj algılamak da var.

Bu rastlantıyı bir rekabet ve gerilim sebebi haline getirmek de...

İslâm bir sevgi, hoşgörü ve barış dini ise -ki hiç şüphesiz öyledir- gerçek bir Müslüman’ın tam da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın genelgesinde tarif ettiği gibi hareket etmesi gerekir.

Yani Kurban Bayramı ile yılbaşının ayrı anlamlar taşıdığını bilerek gelişmiş, uygar bir insanın iki mutluluğu aynı gün yaşayabileceğini göstermek...

Diyanet İşleri müftülükleri niçin uyarmak ihtiyacı duydu acaba?

Umarız bu hazırlık bir ihbara değil “ne olur ne olmaz tedbiri”ne dayanıyordur.

Ama Türkiye’de böyle provokasyonlara açık insanların bulunduğu gerçeğini göz ardı etmek gün geçtikçe zorlaşıyor.

Bununla beraber irtica odaklarının etkilediği insanları hurafe ve vehimlerden kurtaracak etkinlik ve derinlikte bir kadronun şu anda Diyanet İşleri Başkanlığı’nda bulunması şanstır.

Bu şansı iyi kullanalım.

DİĞER YENİ YAZILAR