Bütün işaretler, Kıbrıs'ta "oyunbozan" rolünden vazgeçmeye bizi çağırıyor.
AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Günther Verheugen, teşvik edici açıklamalarından sonuncusunu Alman Focus dergisine yaptı.
Verheugen'e göre Avrupalı liderler 1999 yılında "Türkiye AB üyesi olabilir ama bunu istemiyoruz" diyorlardı.
Fakat 11 Eylül'deki terör saldırısının güvenlik kaygılan ekseninde yarattığı ihtiyaçlar tercihleri değiştirmiştir. Verheugen "AB ülkeleri başkanlarının çoğu şimdi Türkiye'nin üyeliğini istiyor" diyor.
Özlemle beklediğimiz karar, Verheugen'in de belirttiği gibi "teknik bir mekanizmaya değil" üye ülkelerin siyasi iradelerine bağlı olacaktır.
Bu iradenin Kıbrıs'la ilgili çözüm sürecine Türkiye'nin katkısından çok etkileneceğini herkes biliyor.
Dünkü Bakanlar Kurulu ardından yapılan açıklama ümit verici olmuştur. Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek AB sürecine hız kazandıracak siyasi iradeyi ortaya koymuştur:
"Türkiye Annan Planı zemininde müzakere sürecinin başlatılmasını ve gerçekten de sorunun çözümünü istemektedir."
Umudu artıran bir gelişme daha oldu dün.
Askerlerin hükümetten farklı görüşler taşıdığına ilişkin medya haberleri üzerine Genelkurmay tarafından yayınlanan açıklamada "Türk Silâhlı Kuvvetleri Kıbrıs sorununa görüşmeler yoluyla çözüm bulunmasının önemine ve gerekliliğine inanmaktadır" denildi.
Şimdi önemli sorun Denktaş'ın durumudur. Hükümet müzakerelerin Denktaş tarafından yürütülmesine karar verdi.
Korkarız ki bu tercih Türkiye'nin müzakereleri gerçekten anlaşmak için yapmak istediği iddiasına zarar verecektir.
Çünkü Denktaş, Annan Planı'na da Türkiye'nin AB üyeliğine de inanmıyor. Ayrıca KKTC seçiminden birinci parti olarak çıkan UBP'nin lideri Talat, Denktaş'ı Kıbrıs Türkü'nün ve Türkiye'nin "talihsizliği" olarak görüyor.
Tarihi kavşaktaki kaderimizi Rauf Denktaş'a teslim edersek acaba pişman olur muyuz?
Bu vebalin ağırlığını yalnız Ankara'daki hükümet değil bizzat Denktaş da iyi hesaplamalı..
Demirel'den sitem
28 Aralık tarihli yazımda "AB'ye almazlarsa almasınlar. Zorla güzellik olmaz" dediği için eski Cumhurbaşkanı Demirel'i eleştirmiştim.
Halkın yüzde 74'ü AB'yi istiyor. AB'ye karşı olanlar da bu yüzden Kıbrıs'ı kullanıyor.
Bu sözleri nedeniyle Demirel'in "yanlış koroya dahil" olduğunu yazmıştım.
Demirel aradı ve "Geçen yıl kimseye haksızlık ettin mi?" diye sordu.
"Bilerek kimseye haksızlık etmem" deyince "Bana ettin" diye üsteledi ve o sözlerinin AB karşıtlığı olmadığını anlattı.
"Ben Türkiye'nin AB'ye girmesi iddiasının adamıyım" dedi.
Sözlerinin Kıbrıs'taki haklarımızı savunmakta teslimiyetçi olmama uyansı içerdiğini belirterek "Ben Türkiye'ye dirilik vermek istiyorum" dedi.
Borcumu ödüyor, bilginize sunuyorum...
İyi düşünün..
Bütün işaretler, Kıbrıs'ta "oyunbozan" rolünden vazgeçmeye bizi çağırıyor
Haberin Devamı

