İyi düşünelim

Talabani'nin son açıklamaları 1 Mart'ta tezkereyi meclisten geri çevirenlerin yüreğini sızlattı mı acaba?

Haberin Devamı

Talabani'nin son açıklamaları 1 Mart'ta tezkereyi meclisten geri çevirenlerin yüreğini sızlattı mı acaba?

Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri "Savaş öncesinde ittifak güçleri tarafından Türkiye'den yardım istendi. Türk Ordusu'nun gelmemesi bizim açımızdan büyük kazanımdı. Türkler gelselerdi Irak'ın ağası olurlardı" dedi. Talabani'nin "büyük kazanım" dediği oldu-bittiler bugün "kırmızı çizgi"lerimizin üstünde halay çekiyor:

Musul ve Kerkük Kürt bölgesine dahil edilmiş, Kerkük'e bir Kürt vali getirilmiştir;

Kerkük'ün 2500 kişilik polis örgütünde 2 bin peşmerge görevlendirilmiştir;

Talabani'nin dünkü demecinde belirttiği tank ve top gibi ağır silâhlar onlarda duruyor, fakat Türkmenlerdeki hafif silâhlar bile toplanmıştır.

Dervişin fikri-zikri
Talabani "Türk Ordusu'na bizim bölgede görev verilmesine karşı çıktık. Güney Kürdistan'a girmeleri durumunda yapacaklarını açığa vurmuş durumdadırlar: Peşmergelerin silâhlarına el koymak" diyor.

Bu sözler iki önemli noktayı hatıra getiriyor:

1. Talabani resmi demeçlerinde Irak'ın bütünlüğünü koruyan bir çözümden söz ediyor ama kafasındaki tilkiler birbirine dolaştığında Kuzey Irak'a "Güney Kürdistan" diyor. Peki Kuzey Kürdistan neresi? Cevabı geçen gün Demirel verdi: "Kuzey Irak'ta Kürt devleti kurulursa Türkiye'nin 17 ilinde devlet iddiasını önleyemezsiniz."

2. Talabani Türk askeri giderse Kürt grupların elindeki silâhlara el koyacağından korkuyor. Tezkere kazasına uğramasaydık bu kendiliğinden olacaktı. Çünkü Türk askeri savaşta Kuzey Irak'a girecek ve peşmergelerin elindeki silâhları toplayacaktı. O önlem anlaşmaya konulmuştu.

Tezkereye "hayır" oyu verenler arasında bugün gelinen noktayı öngörenler var mıydı bilmiyoruz. Ama Türkiye'nin menfaatini samimi olarak "hayır" demekte görenlere bugün ciddi bir vicdan muhasebesi yapma sorumluluğu düşüyor.

İş işten geçmeden
Doğrudur, bugün Irak'a asker göndermek, daha büyük riskler taşıyor.

Ama bu riskler gözümüzü korkutur da seyirci kalmayı tercih edersek, doğacak tehlikeler bizi ateşin içine çektiğinde iş işten geçmiş olacağını şimdiden hesaplamak zorundayız.

Türkiye'nin Irak'a asker göndermesi, Amerika'nın kendi halkına bile meşruiyetini savunamadığı bu savaşı onayladığımız anlamına gelmez. Ama olan olmuştur ve bu ülkede despot bir rejim yıkılmıştır.

Şimdi yeni rejimin nasıl kurulacağı, Irak'ın bütünlüğünün korunup korunmayacağı en çok Türkiye'yi ilgilendiriyor.

Türk askeri giderse Amerika'ya iyilik için değil, Irak'ın bütünlüğü için, Türkiye'nin hayati güvenlik çıkarları için gidecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR