Her önemli virajda devrilme tehlikesi yaşamak CHP’nin kaderi midir?
Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çatı aday olarak belirlenmesi CHP içinde itirazlara sebep oldu.
Aslında önemsememek, hatta tersine övmek gerekir. Parti içi demokrasinin varlığına işarettir.
Önemli bir karar verilirken başka bir parti ile uzlaşma sağlamak övgüye değer bir başarıdır.
CHP içinde Prof. Dr. İhsanoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı gösterilmesine en az 15 milletvekilinin itiraz ettiği ve edeceği anlaşılıyor.
Bu olayın CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan rövanş almak için uygun fırsat yarattığını düşünenler vazgeçsinler; kısa zamanda yanıldıklarını göreceklerdir.
Ekmelettin İhsanoğlu’nu istemeyenler oldu-bittiye katlanmak zorunda değiller.
Beş arkadaşlarını daha ikna etmek diledikleri kişiyi aday göstermelerine imkân tanıyor.
Birinci turda kendi adaylarını yarıştırırlar, yüzde 50’yi aşan olmazsa ikinci turda, çatı aday arayışını zorunlu kılan sebep yönünde hareket ederler.
10 Ağustos seçimi “Erdoğan olmasın da kim olursa olsun seçimi” değil mi?
İlk turda bitmezse ikinci tura iki aday kalacaktır.
Fransızlar “Birinci tur tasfiye eder ikinci tur seçer” derler.
CHP’den bir grubun ortak adaya itiraz etmesi dramatik bir değişiklik getirmeyecektir. Ama çatı adaydan esirgeyecekleri oyların Tayyip Erdoğan’a destek anlamı doğuracağını da bilmeleri gerekecektir.
Çatı aday, uzlaşma özürlü demokrasimiz hesabına önemli bir kazanımdır.
Geç bulduk; kaybetmeyelim!
Yaralayan şüphe
Kişinin ismine bakıp kişilik tahlili yapmak bize özgü bir marifet olmalı...
Bizim harika çocuklar, çatı adayın adına bakıp ne olduğuna derhal karar verdiler:
Anti laik ve Atatürk düşmanı!
Dün İhsanoğlu’nun bu iki iddiaya karşı savunmasını okuduk.
Cumhuriyet’ten Çakırözer’in yazdığına göre çatı aday İhsanoğlu önce konuşmak istememiş, iddialara üzüldüğünü belirttikten sonra ısrar karşısında şunları söylemiş:
“Atatürk’ü, Cumhuriyet realitesini ve kazanımlarını inkâr etmek yanlıştır. Amerika için Washington neyse Türkiye için Atatürk odur..”
“Siyasi güçlerin din üstünde baskı kurmaması gerekir. Benzer şekilde siyaset üstünde din adına bir baskı da kurulmamalı.”
Bazı makamlar ve ünvanlar böyle fedakârlıklar talep ediyor.
Bu iki temel konuda kendini ispatlamak zorunda kalmak Prof. İhsanoğlu’na ağır gelmiş olabilir.
Ama kendisini çatı aday yapan sebepleri düşünecek olursa, şüphenin yansıttığı hassasiyete hak verecektir!

