İtiraf iyi, icraat?

'Taliban gibi düşünüyorduk. İslami bir devlet kurup toplumu bu devlette zorla Müslümanlaştırmayı planlıyorduk."

Haberin Devamı

'Taliban gibi düşünüyorduk. İslami bir devlet kurup toplumu bu devlette zorla Müslümanlaştırmayı planlıyorduk."

Bu itirafı Başbakan Erdoğan'ın eski danışmanlarından islamcı yazar Mehmet Metiner on gün önce Neşe Düzel'e (Radikal) yaptı. Metiner'e göre Başbakan da eskiden aynı kafadaydı:

"Erdoğan 1990'larda demokrasi ve laikliğe kuşkuyla bakıyordu. Çünkü Milli Görüş'e göre laiklik dinsizlik, demokrasi de küfürdü. Erdoğan da bu anlayışa yaslanıyordu."

"Bazı arkadaşlarımız 28 Şubat'tan sonra değişmeye başladı. 28 Şubat sayesinde İslamcılar demokrasiyi keşfetmiş oldu."

"İslami kuralların egemen olduğu ülkelerde toplum, yasaklar, baskılar ve korkularla cehennemi bir hayat yaşıyor. Bugün Tayyip Erdoğan ve AKP, demokrasi ve laikliğin gerekli olduğuna inanıyor."

Sigorta sağlam mı?
Bu itiraflar, hiç beklenmedik bir kişiden destek buldu. Başbakan Erdoğan, Kanal 7'de katıldığı bir programda "Geçmişte dini istismar yanlışına bizler de düştük" diyerek pişmanlığı paylaştı. Cesaret isteyen bir kabuldür bu. Daha önemlisi Başbakan Erdoğan'ın gücünü, parti içindeki muhaliflere karşı kullanmaya kararlı olduğunu ümidini vermektedir. Bir de madalyonun öbür yüzü var:

Türkiye hangi badirelerden geçmiş?

Meclise girerken anayasaya bağlılık yemini edenler hangi hayallerin peşindeymiş?

28 Şubat bizi hangi uçurumdan kurtarmış?

İtiraflar aynı zamanda din istismarına dayanan siyasete yönelik şüphelerin boş kuruntular olmadığının kanıtlarıdır. Özeleştiri yapan Metiner'e kendi dünyasından gelen tepki ve lanetler, tehlikenin tamamiyle atlatılmadığını gösteriyor. Taliban kafası şu anda iktidar partisinin ne kadarını temsil ediyor? Tayyip Erdoğan bu tehdide karşı nereye ve ne zamana kadar güvencedir?

Ters uygulamalar
Şüpheleri icraat da tahrik ediyor, çünkü... Türban kavgası parti disiplini sayesinde sokaktan çekildi ama baskılar sürüyor; Devlet protokolünü içkiden arındırma çabaları tırmanıyor; Cumhuriyet değerlerinin yerini Müslüman bir yapıya devretmesi zamanının geldiğini savunan biri Başbakanlık Müsteşarı koltuğunda oturuyor;

Aynı zihniyetteki insanları devletin kilit noktalarına yerleştiren kadrolaşma hareketi durmak bilmiyor. Akıl, bu itirafın samimi bir değişim iradesiyle bütünleştiğini görmek istiyor. Nasıl AB bize "Reformlar iyi ama yetmez, uygulama görelim" diyorsa, rejimden yana endişesi olanlar da "değiştik" sözünün icraate yansımasını bekliyor. Ters yöndeki uygulamalar özlenen güven ortamını sağlayamıyor.

Belli ki yerel seçimlerden AKP daha da güçlenerek çıkacaktır. Bakalım Tayyip Erdoğan bu gücü nasıl kullanacak? Değişimi hayata geçirme cesareti de artabilir, "tavşana kaç, tazıya tut" siyasetinin işe yaradığı yanılgısına da düşebilir.

DİĞER YENİ YAZILAR