İstifa etmez!

Haberin Devamı

Üniversitelerarası Kurul, oybirliği ile aldığı karara dayanarak YÖK Başkanı’nı istifaya davet etti.

YÖK Başkanı burada yaşadığına dua etsin. Japonya’da olsa istifa çağrısının gerekçeleri, şerefini korumak için ona harakiri dışında bir çıkış yolu bırakmazdı!

Doksan üniversitenin temsil edildiği kurul Prof. Özcan’ın “Türk üniversitelerini temsil edemeyecek konuma geldiği”ne karar verirken basiret yetmezliği ile sebep olduğu tahribatın da bilançosunu çıkardı.

Açıklamada “merkeziyetçi ve otoriter bir durumun ortaya çıkmasına sebep olması ve kişi hak ve özgürlüklerine sanki cumhuriyetin temel nitelikleri engelmiş gibi asla kabul edilemeyecek ifadeler kullanması” gerekçe gösterilerek YÖK Başkanı istifaya çağrıldı.

Kendisi çekilmezse Cumhurbaşkanı’nın onu görevden alması kamuoyu önünde açıkça talep edildi.

Kimse istifa beklemesin.

Prof. Özcan’ın YÖK Başkanı yapılması planlanmış bir karşı devrim eyleminin ilk aşamasıdır. YÖK Başkanı neler yapmak için o koltuğa seçildiğini biliyordu.

Orada kalmak için nelere katlanacağını da tahmin ediyordu.

Başbakan daha işin başında kendisini uyardı “Dikkatli ol, yoksa ipimizi çekerler” diye. Buna rağmen fedai yoğunluğundaki adanmışlığı ile türban dışındaki hedeflerini açığa vuran naralar atıyor.

Bir sonraki aşama imam hatiplerin üniversite yolunu genişletmek.

Şimdiden bellidir ki YÖK Başkanı Özcan’ın AKP iktidarına taahhüt ettiği “yap-işlet-devret” projesi, Cumhuriyet’in uzun yıllardır sallantıda olan eğitim birliği düzenini yıkacaktır.

İmam hatiplerin öteki liselerle üniversite kapısında eşitlenmesi, laik eğitime paralel, hatta iktidar ve cemaatler tarafından özendirilen alternatif bir dini eğitim düzeninin kurulup işletilmesi sonucunu doğuracaktır.

İktidarın bir fedai bulduğu zaman hukuka bağlı kalmaktan ne kadar kolay vazgeçtiğini hiçbir şey Prof. Yusuf Ziya Özcan’dan daha iyi kanıtlayamazdı.

O istifa etmeyecek, Cumhurbaşkanı da onu azletmeyecektir.

Çünkü iktidar sabrını, sağduyusunu kaybetmiştir, baskı altında uyumuş olan Milli Görüş hayalleri içlerinde uyanmıştır.

Keşke bu yanlışlara saplanmasalardı ama saplandılar. Kendileri için zararlı olacak bu saplantı belki bazı üniversitelerde doğan kafa karışıklığının giderilmesine ve laikliğin feda edilemez olduğu gerçeğinin yeniden keşfedilmesine fırsat yaratacaktır.

Ümidinizi kaybetmeyin. Her şerden bir hayır doğacağı sözüne güvenin.

O söz olmasaydı Türkiye olmazdı!

Eh Amerika!

Bu tecrübe bize “Amerika’nın ipiyle kuyuya inilmez” dersini mi veriyor?

Washington yönetiminden son günlerde yansıyan mızıkçılık dün Beyaz Saray’dan onaylı net ifadesini buldu. Amerikan Savunma Bakanı Gates Türk askerinin Kuzey Irak’taki varlığına “iki hafta vade” biçerken Başkan Bush da Türkiye’yi kara harekâtını en kısa sürede bitirmeye davet etti.

ABD, ülke zeminine yayılmış terör örgütlerini nerede iki hafta içinde silip süpürmüş? Niçin hâlâ Afganistan ve Irak’ta sürünüyorlar?

Washington Türkiye’yi tekrar kazanmak isterken Irak Kürtlerini de kaybetmemeyi politika olarak seçmiş olabilir.

Nitekim PKK’ya karşı işbirliği yerlere düşmüş Amerikan itibarını Türkiye’de ayağa kaldırmaya başlamıştı.

Ama “kara harekâtına son verin” çağrısını kapalı devre yapacak yerde dünyaya ilân etmeleri, kaş yaparken göz çıkarma etkisi doğuracaktır.

Başkan Bush bir sözü ile yabancı bir ülke ordusunu dünyanın her yerinde durdurabileceğini zannediyorsa Türk Milleti’ni tanımamış demektir!

DİĞER YENİ YAZILAR