Başbakan Erdoğan bugün önemli bir dış geziye çıkıyor. Hedef Washington...
Türkiye’nin istikrarlı bir bölgesel güç olması ABD’nin de menfaatidir. Bu gerçek, ilişkileri bizim hesabımıza sigorta ediyor.
Obama - Erdoğan görüşmesinde çok önemli dosyalar ele alınacak. Bunların başında da Afganistan geliyor.
NATO’dan muharip asker desteği bekleyen Amerika’ya Türkiye’nin ne cevap vereceği belli olmuştur:
Kasım başında Kabil Bölge Komutanlığı’nı üstlenen Türkiye, asker mevcudunu zaten 1700’e yükseltmiştir. Taliban terörüne karşı aktif mücadele misyonuna katılması için Türkiye’ye baskı yapılmamalıdır.
Çünkü böyle bir hata Müslüman dünyasındaki etkinliğimizi zedeler ki bunda hiç bir tarafın menfaati yoktur.
Aynı şekilde İran’ın taraf olduğu nükleer krizde Türkiye’den oynaması istenecek rolü belirlerken de ihtiyatlı davranmak gerekiyor.
Keza Ermenistan ilişkilerinde Türkiye ABD’nin etkin desteğine muhtaç durumdadır. Dağlık Karabağ’daki Ermeni işgalinin kaldırılacağı yönünde bir gelişme sağlanmadan İsviçre’de imzalanan protokolların TBMM’den geçirilmesi mümkün değildir.
Ankara’nın Azerbaycan’a yönelik namus borcuna saygı göstermeye Obama yönetimi mutlaka ikna edilmelidir.
Açılım nereden?
Amerika’nın ünlü stratejisti Brzezinski bundan tam on yıl önce İstanbul Bilgi Üniversitesi yayını olan Foreign Policy’nin editörü Soli Özel’e alternatifi olmayan bir görüş belirtmişti.
Amerikan başkanlarına güvenlik danışmanlığı yapan Brzezinski’ye göre ABD ile müttefik olmak Türkiye’nin güvenliğini koruyabilir ama demokratik geleceğini garanti altına alamaz.
Bunun tek yolu AB ile bütünleşmektir.
Peki Avrupa Türkiye’yi dışlayacak olursa sonuçları ne olur?
“Etrafta düşmanlar ya da alternatif oluşturacak toplumsal ya da dini modeller varsa (Türkiye) modern demokratik bir devlet olmaktan uzağa düşebilir.”
Adeta bizim seyir defterimizi okuyor. Bereket Amerikan bakış açısının bu duruma önerdiği bir çare var. İşte yine Brzezinski:
“Kürt meselesinin önemi de buradadır. Bir şefkat ve anlayış siyaseti insanın sabrını taşıran son derece zor koşullar altında yürütülse bile, uzun vadede daha akıllıca bir siyaset olacaktır.”
Amerika’nın borcu
Avrupa Birliği yolundaki ırkçı ve dinci engelleri önümüzden kaldırmak konusunda Obama’dan yardım istemenin pratik bir yararı olur mu bilemeyiz.
Ama yaz aylarında “Kürt açılımı” adıyla başlatılıp adı “demokratik açılım” diye düzeltilen projenin neredeyse tam tamına Brzezinski’nin tarifine uyduğunu görmemek mümkün değildir.
Başbakan Erdoğan Başkan Obama’dan bu konuda çok şey istemeye hakkı vardır.
Kuzey Irak’ı boşaltırlarken terör örgütü üyelerini Türkiye’ye teslim etmek ABD’nin sadece müttefik olmaktan doğan borcu değildir haysiyetli bir devlet olmanın şartıdır. Terörle savaş konusundaki taahhütlerini çiğnemeye devam etmek, süper devlete yakışmayacak ağırlıkta insanlık suçudur.
Çünkü bölücü terör ve ihanetin ülke dışındaki kaynakları kurutulmadığı sürece açılım çabalarının başarıya ulaşması hayaldir.
Terör örgütü yıllarca Kuzey Irak’ta Amerika’nın kanatları altında yaşadı.
Bu vebalin bedelini ödeme zamanı gelmiştir. AKP iktidarının çok kötü yönettiği açılım siyasetini kurtarmanın başka çaresi de kalmamıştır.
Başbakan Erdoğan veren değil isteyen taraf olmalıdır!
İsteyelim!
Haberin Devamı

