İşte itiraf..

Hızlandırılmış tren, hükümet stajını İstanbul Belediyesi'nde yapmış Türklerin icadıdır

Haberin Devamı

Hızlandırılmış tren, hükümet stajını İstanbul Belediyesi'nde yapmış Türklerin icadıdır.

Geçmişteki tembel ve kirli iktidarların sebep olduğu gecikmelerden gına geldiği için AKP iktidarının tez canlılığı ve cesareti milleti heyecanlandırmıştır.

Bu sayede "muasır medeniyet seviyesinin üstüne" çıkma iddiamız güçleneceği için siyasi İslâm geleneğinden gelen bu hükümeti eskilerinden daha Atatürkçü bulanlar bile olmuştur.

Çünkü karışmış akıllar, Atatürk'ün o hedefe ilerlemenin şartını belirleyen özdeyişini, yani "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünü unutmuşlardır.

Hızlandırılmış tren cinayeti, hızlandırılmış öteki hükümet politikalarının gerekli alt yapıya sahip bulunup bulunmadığını sorgulamamıza yararsa bu bile teselli yerine geçer.

Ama önce "Pamukova katliamı'nı yaratan zihniyet, gelecek nesillere de ibret olacak biçimde pişman edilmelidir.

Çelişkilere bakın
Dün bir VATAN okuru, Başbakan'ın TV kanallarında defalarca yayınlanan şu sözlerine dikkatimizi çekti:

"Bilim adamlarına sorduk. Tabiatıyla bilim adamları farklı görüşler söylediler. Çoğunluk ne dediyse onu uyguladık!"

Bu sözler savunma değil, açık bir itiraftır.

Bilimsel bir gerçekliğe çoğunluğun karar verebileceğini zanneden bir zihniyete ülke idaresi emanet edilebilir mi? Bu iktidarın kendi kafasına göre belirleyeceği bir heyet karar verse, yer çekimi kanunu değiştirilebilir mi?

Teknoloji uygulamalarında, hele güvenlik söz konusuysa şüpheci bir itiraz her zaman her yerde çoğunluk oyunun önüne geçer.

Başbakan'ın sözleri cinayetin kanıtıdır.

Bir profesörün "Yapmayın, cinayet işlersiniz" uyarısı ve daha bir çok teknisyenin itirazı, iktidara yaranmaya çalışan "çokluğun oylarına dayanılarak dikkate alınmamıştır.

Siyaset bilime ve tekniğe tecavüz etmiş, trene hareket emri veren siyasetçiler, gerçekte teknik personele ait yetkiyi gasp etmişlerdir.

Ama şimdi mağdur durumdaki makinistler içerde, onları kumarda zar gibi kullananlar işlerinin başında..

Halk saygı bekliyor
Önce bu zihniyet ve onun uzantısı olan adalet anlayışı değişmek zorundadır. "Bağırırlar bağırırlar susarlar" anlayışı ile demokrasi olmaz. Hükümet bir suç örgütü değildir ki kader birliği yapmış insanlar, içlerinden biri suç veya kusur işlemişse onu ne pahasına olursa olsun korusunlar, adalete vermesinler..

Bilimin uyarısına rağmen siyasi çıkar uğruna cinayet işlenmişse ortada görevi suiistimal suçu vardır. Bu suçun niteliği "bilinçli taksir" dir. Suçlamanın sonuca bağlanacağı yer bakanlar kurulu ve çoğunluk oylarına iktidarın sahip olduğu meclis değil yargıdır, mahkemelerdir.

Ulaştırma Bakanı'nı mahkemeden kaçıran iktidar, esenlik vaat ederek geldiği toplumu "kırk katır-kırk satır" tercihine zorluyor.

Ya ülkenin bunca sorunu varken bütün enerjimizi adalet talebimizi sağır sultana duyurmanın eylemlerinde harcayacağız veya...

Çoğunlukla alınmış böyle kararların doğuracağı yeni felâketlerden bizi koruması için Allah'a yakaran çaresizlerin dünyasına, Üçüncü Dünya'ya doğru yola devam edeceğiz.

Ayıptır, günahtır!

DİĞER YENİ YAZILAR