Bahçeli’nin dünkü çağrısı kızdıran ifadeler içeriyor belki ama son zamanların en yararlı siyasi hamlesidir..
Başbakan’a şöyle seslendi:
“Evlâd-ı Kerbelâ istismarını bırak bu işi TBMM zemininde çözelim!”
Dün bu sütunda savunduğumuz “acil çözüm yöntemi”ni MHP lideri dünkü meclis grup toplantısında sahiplendi.
Alevi toplumunun beklentilerini cevaplayacağı düşünülen on maddelik bir planı kamuoyuna açıkladı.
Bahçeli’ye göre iktidar Kürt açılımında duvara toslamıştır ve bu başarısızlığı Dersim tartışması ile örtmeye çalışmaktadır.
Yani çıkarılan etnik kimlik yangınının üstüne şimdi mezhep ayrımına dayalı sömürünün benzini dökülmektedir.
İstismar fren tutmaz hale gelmiştir.
MHP lideri o nedenle Alevi sorunlarına çözüm içeren paketin, Kürt sorunundan bağımsız olarak ivedilikle meclise götürülmesini talep ediyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Alevi İslâm inancını da temsil edecek biçimde örgütlenmesi;
Cemevi gerçeğinin kabul edilmesi;
Cemevlerine devlet yardımı yapılması;
Okullardaki ders programlarına Alevi inancıyla ilgili bilgilerin dahil edilmesi gibi çok gecikmiş hakların teslimi yolunda sağlanacak işbirliğinin siyaset kültürümüz üstünde değiştirici etkisi olacaktır.
Çünkü MHP’nin desteği ile bu alanda sağlanacak hızlı çözümler, “demokratik açılım” paketi ile ilgili işbirliğinin de yolunu açabilir, köprüsünü kurabilir.
AKP’nin işbirliği çağrısına vereceği tepki Kürt açılımına muhalefetten destek taleplerinin samimiyetini de sınayacaktır.
İktidarın Alevi sorunlarını gerçekten çözmek için mi, yoksa seçimler yaklaşırken bu büyük inanç grubunun oylarını rehin almak amacıyla mı hareket ettiği daha net görülecektir.
Siyaset, siyasetçi için elbette önemlidir.
Ama Alevilerin yıllar süren müzminleşmiş mağduriyetine son vermek, siyasetin oy hesaplarından çok daha önemlidir.
Bu alandaki insan hakları küçük hesaplara kurban edilmemelidir.
DTP ne yapıyor?
DTP konvoyunun İzmir’de gördüğü tepki ciddi bir tehlikenin alârmıdır.
Başbakan yine kastını aşan sözler söylemiş:
“Bir partinin konvoyunda terör örgütünün bayrakları, bölücü terörist başının posterleri olursa buna sıcak bakmak mümkün değil!”
DTP konvoyuna taş atanların öfkesini mazur mu göreceğiz?
Başbakan bunu mu demek istiyor?
Terör örgütünü ve başındaki katili övmek kamu düzenini bozacak önemde bir tahriktir.
Ve böyle tahrikleri önlemek yönetimin kolluk kuvvetlerinin sorumluluğudur.
Oysa Başbakan, tahrik tuzağına düşen insanların tehlikeli sonuçlara yönelebilecek eylemlerini rakip partileri suçlamak amacıyla kullanıyor ki bu ateşle oyun oynamaktır.
Aynı şekilde DTP yöneticileri de demokratik özgürlüklerini kullanırlarken toplumsal barışa zarar vermekten sakınmak zorundadırlar.
Yoksa geçtikleri her yerde güvensizlik bölünme ve düşmanlık bırakacaklardır.
Kürt kökenli yurttaşlar, kavgasız ve güvenli yeni bir hayat kurma umudu ile Batı’daki kentlere göç ediyorlar.
Yani PKK’dan kaçıyorlar.
DTP İzmir’de, İstanbul’da, Antalya’da PKK’yı onların ayağına götürüyorsa eğer o vatandaşların umutlarına, hayallerine tecavüz ediyor demektir.
Onları yeni çevrelerinde tehlikeli ve güvenilmez insanlar olarak dışlanmaya mahkûm ediyor demektir.
DTP böyle bir kötülüğü onlara yapmasın.
Yapıyorsa, devlet buna izin vermesin.
İşte fırsat!
Haberin Devamı

