Israrla isteyelim!

Haberin Devamı

Egemenlik iddia edilmez, hak edilir. Egemen bir devletin komşularına karşı sorumlulukları vardır.

Irak bir işgal felâketine uğramasaydı hiç kimsenin şüphesi olmasın ki Türkiye’de bugünkü ağırlığı ile bir terör sorunu yaşanmazdı.

Amerika Irak’ta devlet otoritesini parçaladı, ülkenin kuzeyindeki otorite boşluğunda terör örgütü kendine güvenli alanlar buldu.

Şimdi Amerika askerlerini çekmeye hazırlanırken Bağdat’taki yönetim, yakın geleceğin sorumluluklarına hazırlanıyor.

Eminiz ki TBMM’nin sınır ötesi harekât için hükümete yetki vermesi Bağdat’ı sorumluluklarını hatırlaması bakımından uyarmıştır.

Irak Başbakanı Nuri El Maliki, Reuters ajansına verdiği demeçte, komşu ülkelerden yönelen müdahaleler ile ülkenin kuzeyindeki dağlarda saklanan PKK ve PJAK arasında doğrudan bağlantı olduğunu doğru teşhis etmiştir.

Türkiye de, İran da, terör örgütünü barındıran Kuzey Irak’a bağımsız bir ülkenin toprağı gibi davranmıyor.

Bağdat saygı görmek istiyorsa Başbakan Maliki’nin sözünü ettiği sorumluluğu gecikmeden üstlenecektir.

Kuzeydeki Kürt bölgesel yönetimi de...

Aksi halde, insanlık suçu işleyen çetelere kol kanat gerenlerin lâyık olduğu hakarete onlar da muhatap olacaklardır. Bu haber için Dışişleri Bakanı Davutoğlu “Olumlu bir açıklama. İnşallah gereğini yaparlar” dedi.

İnşallah-maşallah bandından çıkarıp “mutlaka ve en kısa zamanda olacak” yoluna sokmak gerekiyor Maliki’nin çözümünü.

Aksi halde Türkiye de, Irak da, kuzeydeki bölgesel Kürt yönetimi de rahat yüzü göremeyecektir!

Pencere kapanmasın...

AB’nin Türkiye ilerleme raporu açıklandı.

Ama Financial Times gazetesinde çıkan bir yazı, AB konusunda daha önemli uyarılar taşıyor.

Daniel Dombey imzalı haber analizde, VATAN yazarı Prof. Cengiz Aktar’ın Bahçeşehir Üniversitesi’nde AB üzerine verdiği master dersinin yeterli ilgi olmadığı için kaldırıldığı belirtilerek şu tespit yapılıyor:

“İşte bu iptal kararı, Türkiye’nin AB üyeliği arayışının acıklı hâlini gösteriyor...”

İki Türk diplomat da şu umutsuz katkıyı yapmışlar:

“Türkiye artık geçmişe kıyasla kendine daha çok güveniyor. Müzakere süreci kesinlikle öldü!”

Türkiye AB hedefinden asla vazgeçmemelidir. Çünkü AB demokrasimizin en güçlü çıpasıdır. Eleştiri yapmanın bedeli ağırlaşıyor ülkemizde.

İlerleme raporunda övgüler yanında ciddi eleştiriler de var. Mesela medya ve ifade özgürlüğü, adil yargılanma ve tutuklama rejimi konusundaki eleştiriler, rahatsız edici olsa da değerli rehberliklerdir.

Korkutulan ulusal medya bu görevi yapamıyor.

Başbakan’ın kendine güveni arttıkça içerde daha otoriter, dışarıda daha çatışmacı bir görüntü sergilediğini yabancılar yazabiliyor.

AB’nin eleştirilerine ve dış kaynaklı değerlendirmelere şu dönemde çok muhtacız. En çok da iktidar muhtaç.

Bu imkânı hor görmeyelim. Vazgeçmeyelim.

Kelle mi, kalite mi?

İsrail ile Hamas, tarihin en dengesiz esir değişimi anlaşmasını gerçekleştirdiler.

Hamas 5 yıl önce kaçırdığı İsrailli onbaşıyı verecek, İsrail de bin civarında Filistinli’yi serbest bırakacak. İki tarafın önderleri de bu anlaşmayı kendi başarıları olarak duyurdular.

Hepsine kutlu olsun. Ama bize de ders olmalı:

Yeni evlilere “en az üç çocuk” önermenin yanlışı ortaya çıkmıştır.

Biz, insanları kelle sayısıyla değerlendiren toplumlardan olmayalım!

DİĞER YENİ YAZILAR