Akdeniz’in suları dün insanlık değerlerine karşı işlenmiş ağır bir suçun utancına ve kana bulandı.
Gazze’de 35 aydır aç ve hasta, abluka altında inleyen bir buçuk milyon insana yardım götürmeye çalışan barış filosu, üstelik uluslararası sularda alçakça saldırıya uğradı.
İsrail askerleri, çeşitli din ve uluslardan silâhsız sivillerin oluşturduğu aktivistlere hunharca ateş yağdırdı.
İsrail makamlarının, bu katliamı mazur göstermek için ürettikleri bahanelerin hiçbir inanılırlığı yoktur.
Gazze’de yaşanmakta olan insanlık faciasına son vermek için canlarını tehlikeye atan eylemcilerin önemli bir kısmı farklı dinlere mensuptular.
Hareketi kötülerken bu insanların El Kaide ve HAMAS tarafından güdüldüğünü iddia etmek, İsrail’in itibarlı Ha’aretz gazetesinin yazarı Gideon Levy’nin dediği gibi “itibar kırıcı bir ahmaklık”tır.
Ha’aretz yazarı, ablukayı değil de yardım götüren filoyu yasadışı ilân eden İsrail hükümeti ile alay eden yazısında, faciayı yaratan hazırlığı şu ifadelerle deşifre etmişti:
Barış yapıcı rolümüz
“Operasyon hazırlıkları maskaralığa benziyor. Hapishane hücrelerine sızmakta uzmanlaşmış komando birliği Masada’nın yanı sıra donanma komandoları konuşlandırıldı.
Neye karşı?.. İsrail propagandasının lekelemeye çalıştığı vicdanlı insanlar olan birkaç yüz eylemciye karşı..”
Başbakan Erdoğan haklı; İsrail’in yarattığı vahşet, devlet terörüdür.
Şili’den yaptığı açıklamada Başbakan, barış filosunun temsil ettiği çok uluslu kimliğin BM ve AB gibi uluslararası kurumları harekete geçirmesi gerektiğini belirtirken haklı bir çağrı yapmıştır.
Çünkü olay salt Türkiye’nin meselesi değildir. Bizi Batı’dan uzaklaştırmak için her fırsatı değerlendiren güçlerin oyununa gelmemeliyiz.
İsrail’in barışa hizmet etmeyen ve tepkisiz kaldıkça hoyratlığını tırmandıran tutumu bölge ve dünya için tehdittir.
İsrail’in ölçüsüz şiddetinden en ağır yarayı bir Türk gemisinin alması, bu onursuz saldırıya tüm dünyanın, tüm insanlığın hedef olduğu gerçeğini değiştirmez.
Kaldı ki bölge ve dünya barışı burada en çok Türkiye’nin barış yapıcı özelliğinin zarar görmemesini talep ediyor.
Aklın denetiminde...
Başbakan’ın Musevi kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, İsrail’in Müslüman vatandaşlarının durumuna asla düşmeyecekleri garantisini vermesi dikkat çekiciydi.
Türkiye bir ırk ve din devleti değildir.
Böyle olaylar ardından bazı vatandaşlarımızın endişeye kapılabileceklerini hesap etmek iyi bir duyarlık ama utandırıcı bir tedbir ihtiyacıdır.
Ayakları yere basan bir dış politikanın önemi artıyor.
“Uslu çocuk” olmanın yanlışından dönelim ama afacanlıkta aşırılığa kaçmanın risklerini de görelim.
Üç günde teröre 12 şehit daha verdik.
Anaların yüreklerindeki yangını söndüremiyoruz. Ne oldu açılım?
Hani güzel şeyler olacaktı?
Terörist başı işaret verdi, katiller kan dökmeye başladı.
Kötü siyaset yüzünden bölücü taleplerin beklentileri yükseltilmiştir.
İskenderun’daki deniz birliğine pusu kuran ve 6 askerimizi şehit eden katiller hemen yakındaki Suriye sınırından geçmiş olabilir mi?
Suriye ile vizeyi kaldıran siyasetçilerimizin ölümcül bir hata yapıp yapmadıklarını şimdi tekrar değerlendirmeleri gerekmez mi?
İsrail bizim değil dünyanın sorunu
Haberin Devamı

