Katmerli bir seçim yılında bize en az lâzım olacak şey kurumlar arası çatışmalardır.
Maalesef korunamıyoruz.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt ABD’yi ziyareti sırasında, Barzani’nin düşmanca konuşmalar yaptığını hatırlatarak Kuzey Irak Kürt yönetimi ile görüşmelere sıcak bakmadığını açıklamıştı.
Başbakan Erdoğan perşembe günü CNNTürk’te, Büyükanıt’ın Kürt liderlerle görüşmeye kapalı tavrını “kişiseldir” diye değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:
“Kişiler kişisel düşüncelerini açıklayabilir. Bu hiçbir zaman kurumun açıklaması olamaz. Kurumsal bir açıklama yaptığınızda o, özellikle demokratik, laik, hukuk devleti içerisinde kaos meydana getirir. Son sözü kurumsal olarak hükümet söyler.”
Üstünden 24 saat geçmeden Genelkurmay Başkanlığı’ndan cevap geldi:
“Sayın Genelkurmay Başkanı’nın ifade ettiği görüşler tabii olarak kişisel olmayıp Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin kurumsal görüşüdür.”
Hatalar zinciri
Devletin zirvesindeki insanların çatışma halinde oldukları yolunda bir izlenim vermeye hakları olamaz.
Bazı hatalar suçlu suçsuz aramadan iki tarafı da sorumluluk altına sokar. Bu olay da öyle bir şey...
Başbakan, Genelkurmay Başkanı’nın TSK adına açıklama yapamayacağını, yaparsa bunun “devlet içinde kaos” meydana getireceğini söyleyerek hata yapmıştır.
Başbakan, düşmanca davranan Irak Kürt yönetimi ile görüşme yapılmasını doğru bulmadığını söyleyen Genelkurmay Başkanı’nın sözlerini Kürt yöneticileri terbiye etmek amacında değerlendirebilecekken gereksiz bir had bildirme hevesine kapılmıştır.
Hiçbir ordunun azarlanmaya katlanmayacağını unutmaması gerekirdi.
Genelkurmay Başkanı TSK’nın kurumsal görüşünü açıklayabilir ama ters yönde bir görüş içeriyor olsa bile sonuçta hükümetin söylediğine itaat eder. Devlet içinde bu kadar kolay kaos olmaz!
Diğer yandan da şu sorulmalı: Başbakan’ı bozum etmekte bu kadar atak hareket etmek şart mıydı?
Devlet içindeki ihtilâfları tribünler önünde değil kapalı kapılar ardında çözen büyük devlet geleneğini yeniden hayata döndürmeliyiz!
Öteki Dilara’ları korumanın çaresi
Dilara’nın katilleri belirlenip toplum vicdanını tatmin edecek cezalara çarptırıldıkları güne kadar dilerim her gece herkesin rüyalarına Dilara girsin!
Yargı kahramanca davranmazsa, kamuoyu olarak bizler adalet istediğimizi usanmadan tekrarlamazsak, cehalet, sevgisizlik ve sorumsuzluğun ürettiği katiller elimizden kurtulacak, Dilara boşu boşuna öldüğü gibi yeni Dilara’ların da kuyusu kazılacaktır.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş dün “Hep şehir şantiyeciliğinden bahsediyorum ama tarlada çalışır gibi çalışıyorlar” diye müteahhidi eleştiriyordu.
Yani müteahhit firma, şehirde iş yapma kabiliyetine sahip olmayan bir “kazma”dır. Nitelikli olsa bu facialar olmayacaktır.
Peki kimdir bu firmanın sahipleri ve kalite eksiklerini örten hangi özellikleri nedeniyle bu iş onlara verilmiştir?
İktidar partisinin tepesindeki adamlara yakın olmaları, onlara işi aldırdığı gibi bu cinayetin hesabını vermekten de kurtaracak mı?
Bu düzen suçluları kolay teslim etmiyor. Biz de kolay pes demeyelim.

