Başımıza gelen bir doğa olayıdır. Onu felâket haline yine biz getirdik!
Yıllardır ektiğimiz sorumsuzlukların şimdi ürününü biçiyoruz.
Türkiye’nin en büyük ve en zengin kenti sele 31 kurban verdi.
Ama bu utancın bedelini ödemek durumundaki sorumlular, ölümlerin yarattığı kahrolma duygusunu pişkinlikleri ile daha dayanılmaz hale sokuyorlar.
Baksanıza selin ortasında ıslanmadılar bile!
Eskiden “Takdir-i İlâhi” derlerdi. Herhalde Ramazan hürmetine, o alışkanlığı sürdüren olmamış.
Ulaştırma Bakanı, Çevre Bakanı ve Belediye Başkanı küresel iklim değişikliğinin yol açtığı istikrarsızlık nedeniyle doğayı ve dere yataklarına kaçak ev ve iş yeri yapan vatandaşları suçladılar.
Hemen hepsi suyun doğal akış yollarının kaçak yapılarla dolmasından ileri gelen sel felâketiyle ilk kez karşılaşmış ve sebebini de bugün keşfetmiş gibi demeçler verdiler uyarılar yaptılar.
AKP yedi yıldır iktidarda. Tayyip Erdoğan İstanbul’a 15 yıl önce belediye başkanı oldu.
İstanbul’daki sevaplarda ne kadar hak sahibi iseler günahlardan da aynı ölçüde sorumludurlar.
Dün gelmişler gibi...
Oysa dünkü elem verici manzara karşısındaki tutumlarına bakan yabancı bir gözlemci, bu siyasetçilerin kötü bir mirası henüz birkaç ay önce devralmış insanlar olduğunu düşünebilirdi.
Onları mağdur sayabilirdi.
Halbuki suçludurlar.
Bu afetin provasını İstanbul 14 yıl önce yaşamıştı. Biz Sabah Gazetesi’nin İkitelli’deki tesislerinde sele teslim olmuştuk.
Aynı sebepten kaynaklanan sorun tekrarlanmışsa bahane üretmek pişkinliktir.
Belediye Başkanı Topbaş “Bugüne kadar olan bütün yönetimlerin hataları var. Daha dikkatli olmalıyız” diyordu dün.
Bunca insanın hayatına mal olan görev ihmalleri ve yasa ihlâlleri kibir kokan sözlerle takipsiz bırakılamaz.
Aynı şekilde Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım... O da “Alt yapıyı yapmadan üst yapıyı yapıyoruz. İşin sıralamasında yanlışlık var” dedi.
Bu tür felâketleri “her zaman” yaşamaya devam edeceğimizi söyledi.
“Geliyor olay, bir dalgalanıyor, geçiyor. Vatandaş bir yandan, kamu idarecileri bir yandan sanki kaldığımız yerden devam ediyoruz.”
Sele dayanıklı koltuklar
Sel bölgelerinin havadan çekilen fotoğrafları, doğal su yollarının cahilce bir açgözlülükle yağmalanıp yapılarla doldurulduğunu gözümüze sokuyor.
Bunun suçunu kimse vatandaşa atmasın. Hele onları her seçimde oy hesabı ile gecekondu yapmaya özendirenler hiç yapmasın bunu.
Efes antik kentini bir zahmet ziyaret edecek olurlarsa, İstanbul’da dün keşfettiklerini sandıkları hakikatin 2100 yıllık anıtlarını görebilirler.
Düzlükleri, su yollarını dokunulmaz sayan o uygarlığın mirasçısı olmayı hak etmek bile bizi kurtarabilirdi. Ve kamu kaynaklarını oy avcılığına değil alt yapıya yatırmayı öğrenirdik.
Sel felâketi, bilgi ve ilkeye dayanmayan zenginliğin ne kadar aldatıcı olduğunu öğretmiş olmalıdır herkese.
İstanbul’un hızla gelişip zenginleştiğini sandığımız bir bölgesini sular süpürüp götürdü. Sonuç olarak bu kıssadan ne hisse kaldı derseniz...
Çok güçlü bir iktidara sahip olduğumuzu bu sayede tekrar anlayacağız.
Bir istifa bile olmayacak.
Otuzdan çok insanı öldüren sel, bu iktidardan bir tuğla bile sökemeyecek; görün bakın!
Islanmadılar bile!
Haberin Devamı

