Başbakanımız her gün hitabet sanatına yeni bir kavram, yeni bir deyiş kazandırıyor.
Katıldığı son TV mülâkatında “Biz her yerde Besmele çeker gibi laikliği anlatıyoruz” dedi.
Buna da şükür.. Biraz daha coşup “Besmele çekerek laikliği anlatıyoruz” da diyebilirdi.
Bir hatip, laikliği anlattığı konuşmasına Allah’ın adıyla başlayamaz mı?
Başlayabilir ama laik bir ülkenin Başbakanı ise Allah adını içinden geçirir başkalarına duyurmamaya özen gösterir.
Bu davranış hem Tanrı’ya hem taşıdığı unvanın talep ettiği sorumluluk duygusuna saygının gereğidir.
Besmele ile laikliği yan yana getirmek aklı ile gönlü çatışma halinde olan, din sömürüsünü takiye yolu ile yürüten eğilimlerin kurnazlığı olabilir.
Ve o da gelir bir yerde duvara toslar!
Anayasa Mahkemesi’nin iktidar partisini “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” olarak saptayan hükmü, işte öyle bir suçüstü halidir.
Demokrasi harabesi
Başbakan kendisine açılan “padişah” pankartını eleştirdiği TV programında padişahlara özgü ilâhi dokunulmazlıkların kendisi için neredeyse hak olduğu iddiasında bulundu.
Ülkeyi yedi yıldır o idare ediyor. Başarıları yanında başarısızlıkları da var.
Övenleri o kadar çok ki, eleştirenlere tahammül göstermesi gerekir. Çağdaş demokrasilerin en hırçın, en hınçlı Başbakanı olarak kötüye çıkmış şöhretinden ne zaman kurtulacak?
Bu iktidar döneminde yargıya saldırılar mahkeme kararlarına riayetsizlikler, teknik servislere kadar uzanarak uçak düşürecek vahamete varan kadrolaşma azgınlığı değerlerimizi lime lime etmiştir.
“Allah ile aldatarak” ve seçim rüşvetleri dağıtarak yoksul kitlelerin oylarına yönelik bir devşirme operasyonu yürütülmekte, yargı kurumu olan YSK’nın kararlarına “ırgalamaz” denilerek meydan okunmakta, devletin valileri partinin komiseri katına indirilmektedir.
Ve tüm bu suç ve ayıpların kaynağı olan Başbakan, demokrasinin son kalıntılarından biri olan basın özgürlüğünü de, devlet gücü ile dopinglenmiş gazabını muhalefet liderlerine ve medyadaki kalemlere yönelterek yok etmektedir.
Başbakan’a önerimiz
Erdoğan emin olmalıdır ki özlediği eleştirisiz ortam ona belki bir süre rahat verecektir ama asla onur vermeyecektir.
Sessizliğin sebebini idrak ettiği andan itibaren huzur da vermeyecektir.
Boyun eğmeyen medyaya boykot çağrısı yapan bir Başbakan olarak zaten adı çıktı; şimdi parti liderleri ile yazarlara açtığı tazminat davaları kötü şöhretini artırmaktan başka işe yaramayacaktır.
TV mülakatında, tazminat davası açtığı mahkemelerin hâkimlerini etkileme hatasına düşmüştür.
Bu suçu iki şekilde işlemiştir.
1. Ceza verilmediği takdirde yargının politize olduğu iddiasının ister istemez tartışılır hale geleceğini söylemiş;
2. Medyanın mahkeme kararlarından cesaret alarak yargıya da ilerde aynı şeyi yapacağını iddia etmiştir.
Erdoğan sık sık muhataplarına “işine bak” diyor. Aynı uyarıyı sabah traş olurken aynaya karşı tekrarlamasından büyük hayır doğabilir.
İşi nedir, ne yapması gerekir; bunları bilecek tecrübeye artık sahip oldu.
Ama ne yapmaması gerekiyor; asıl bu sorunun cevabı şu anda daha büyük önem taşıyor. Bu konuda yardımcı olabiliriz.
Önerimiz...
Medya özgürlüğüne ve yargı kararlarına saygı göstermeyi içine sindirmesidir.
Eleştirisiz ve adaletsiz demokrasi olmaz!
İşine bak!
Haberin Devamı

