Başbakanlık İnsan Hakları Kurulu'nun hazırladığı "Azınlık Raporu"nun açıklanacağı basın toplantısını hüzün içinde izledik.
Kamu-Sen Genel Sekreteri, kurul başkanının okuduğu metni elinden alarak yırttı. Bu saldın üzerine başkan toplantıyı terk etti.
Başbakanlığa öneriler sunma ayncalığı kazanmış insanların sergilediği fikir ve üslup perişanlığını TV'lerden bütün millet hayret ve ibretle seyretti.
Olay, dikkatlerimizi raporun içeriğinden önce bu ilkelliğe davet ediyor. Çünkü bu rapor bir danışmanlık hizmetidir. Hükümet benimsemedikçe hayatimizi etkileyecek bir yönü yoktur.
Ama bu üslup, bu tahammülsüzlük?
İşte asıl sorun burada.
Çünkü bilginin, farklı görüşün saygı görmediği bir zemin yaratıcı olamaz, karar vericiler desteksiz ve ufuksuz kalır.
Ve böyle bir devlet de "cephede kazandığını müzakere masasında kaybetmeye mahkûm" olur..
Çünkü eğitim çağ dışı
Dün TV'ler rezaleti naklen verirken bir mesaj aldım. Çukurova Üniversitesinden Prof. Dr. İbrahim Ortaş, tartışma kültürü üzerine düşüncelerini yazıyordu.
Prof. Ortaş haklı; yeterli bilgi birikimi yoksa ve bağımsız düşünme yeteneği gelişmemişse tartışma olmaz, zıtların kavgası olur. O kavga da dün gördüğümüz gibi kaba kuvvetle yapılır.
Bu eksiğimizi AB gidermeyecek. Türkiye bu alanda kendini tamamlayabildiği zaman AB'ye girecek. Bunun yolu da eğitim. Bizim eğitimimiz yetki kullanmaya ve sorumluluk almaya korkan insanlar yetiştiriyor.
Ulusal kültür, çocukları "Sen anlamazsın" veya "Seni aşar" veya "Büyükler varken sana söz düşmez" diye diye büyütüyor.
Bilgiye ulaşma, bir konuya farklı açıdan bakma, kritik etme ve savını kitleler önünde savunma yetenekleri, üniversite öğrencilerine bile kazandırılmıyor.
Sebep-sonuç ilişkisi
Eğitim sistemini değiştirmek, gençlere araştırma ve tartışma kültürünü kazandırmak zorundayız. Çağmızda "fikri hür, vicdanı hür" insan potansiyeli, toplumların sahip bulunduğu doğal kaynaklardan ve sermaye birikiminden daha önemli hale gelmiştir.
Batıda dersler bilimsel verilere dayalı tartışmalarla geçiyor. Üniversite öğrencilerinden neredeyse her hafta, dersi ile ilgili literatüre dayalı araştırma ödevi isteniyor.
Biz ne istiyoruz? Ders kitaplarını ezberleyen papağanlar..
Bu kafayla konusunu iyi bilen, sorunlara çok boyutlu ve bütünsel bakabilen ve düşündüklerini doğru ifade edebilen insanlar yetiştiremeyiz.
Farklı fikrin yasalar ve disiplin yönetmelikleriyle bastınldığı Türkiye'nin uluslararası pazarlıkları yürütecek müzakereci bulmakta güçlük çekmesi ve çok sık olarak komşularına "savaş sebebi" üretmesi sebepsiz değildir.
Muasır medeniyeti dışardan almayacağız, ülkemizde üreteceğiz; unutmayalım!
İşimiz çok zor
Başbakanlık İnsan Hakları Kurulu'nun hazırladığı "Azınlık Raporu"nun açıklanacağı basın toplantısını hüzün içinde izledik
Haberin Devamı

