Yeni anayasayı hazırlayan komisyonun AKP’li üyeleri pek çalışkan görünüyor.
Çalışma grubunun basın özgürlüğüne ilişkin önerileri doğru dürüst tartışılmadan din ve vicdan özgürlüğüne yönelik dudak uçuklatan önerileri geldi.
Meclis Başkanı Cemil Çiçek, “Bugünkü Anayasa’dan geri gideceksek yenisini niye yapalım?” diyor akıllı ve tecrübeli bir devlet adamı olarak.
Milliyet’teki açıklamasına bir resmi konulmuş; “Basın hürdür, sansür edilemez” yazan bir pankart taşıyor.
Basının halini bilenler kim bilir ne kadar gülmüşlerdir!
Çünkü Türkiye’de basın hür değildir ve bal gibi de sansür edilmektedir. Başbakan, siyasi dehasını ilk olarak bu alanda kanıtlamıştır!
Bağımsız gazetecilik yapmanın maliyeti yazanlar için de, medya patronları için de sürekli artmaktadır.
Yeni suç tanımları
Ama buna rağmen Türkiye’miz, hapisteki gazeteci sayısı bakımından dünya şampiyonudur.
AKP’li üyelerin getirdikleri paket, basın özgürlüğünün sınırlanmasına izin verilen suç nevileri arasına, daha doğrusu mevcudun arasına “genel ahlâk” ile “savaş kışkırtıcılığı”nı da eklemiştir.
Medyayı koruyan “Basın araçları suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez” maddesi vardı Anayasa’da; o da kaldırılıyor.
Komisyonun AKP kanadı, din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili önerilerini de sundu.
İktidar basın özgürlüğü bakımından ne kadar kıskanç davranmışsa, laik demokratik cumhuriyete yönelik suçlar karşısında o kadar hoşgörülü bir anlayış benimsemiş…
Mevcut Anayasa, bölünmez bütünlüğü ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırmaya yönelik hak ve özgürlük tanımıyor. Ama öneri paketinde böyle bir tehlike öngörülmemiş, o nedenle sigorta konulmamış!
Türbana ince hesap
Dini inanç ve özgürlüklerin, anayasal düzeni dini kurallara dayandırmaya yönelik kullanılamayacağı ilkesinin de yeni anayasada yer almasına lüzum görülmemiş..
Mevcut Anayasa’da “din ve dince kutsal sayılan şeylerin siyasi ve kişisel amaçlarla istismar edilemeyeceği” hükmü var…
AKP bunu da istemiyor. Ne istiyor?
Mesela… “Kimse inancının gereklerini yerine getirmekten ya da getirmemekten dolayı kınanamaz, suçlanamaz ve farklı bir muameleye tabi tutulamaz” deniyor.
Böylelikle türbana kamu kurumlarında da özgürlük kazandırılacağı hesaplanıyor.
Eski Anayasa din ve ahlâk eğitim-öğretimini devletin gözetim ve denetimine emanet ediyor. AKP’nin yeni anayasa önerisinde bu da yok!
Laik rejimin güvenceleri böyle yok edilirse Türkiye yeniden 28 Şubat döneminin kaosuna dönmez mi?
Özgürlük aranırken anarşi davet edilmez mi?
Meclis Başkanı Çiçek “Partilerin tek tek verdiği önergelerin madde metni olarak kaleme alınacağı diye bir şey yok” diyor.
Doğru ama AKP’den gelen öneriler teyakkuz durumu yaratmalıdır. Komisyonda her parti eşit ama Meclis genel kurulunda öyle değil.
Anayasaya son şeklini iktidar grubu vereceğine göre bu öneriler, çoğunluğun hangi niyet ve amaçla hareket edeceğini ihbar eden bir tehlike alârmıdır.
Herkes bu gerçeği görerek kendini hazırlamalıdır.
Ana muhalefet CHP bile kurultayını yeni anayasa için tarihi misyonunun kendisine yüklediği sorumluluğu düşünerek yapmalıdır.
İşaret fişekleri
Haberin Devamı

