CHP’nin seçim bildirgesi, beklediğimden daha cesur, gerçekçi ve yenilikçi çıktı.
Seçim vaatleri genellikle ölçüsüz olur ama Baykal’ın dün açıkladığı vaatler erişilebilir hedeflerdir. Sol bir parti olması nedeniyle CHP’nin işsizlere, yoksullara dönük vaatlerinde yenilik, bu yardımların AKP tarafından oluşturulan sadaka kültüründen uzaklaşmayı hedef almasıdır.
Ekonomik programın özelliği de, AKP gider, CHP gelirse ortaya çıkacağından korkulan “tutuculuk faciaları” nın tümüyle kuruntu olduğuna yönelik inandırıcı bir nitelik taşımasıdır.
AKP kriz programını olabildiğince başarılı götürmüş ama yeni bir düzleme geçildiğini görmediği için “Her şey iyi gidiyor” denilen son dönemde cari açık, iç ve dış borçlar aşırı bir artış göstermiştir.
Haziran sıcağında hâlâ kar lâstiği ile dolaşan şaşkın sürücü örneği AKP’nin ekonomik yaklaşımını iyi anlatıyor.
CHP bildirgesinin öngördüğü yeni sanayileşme stratejisi, yerli ve yabancı sermayeye, rekabet gücü yüksek üretim alanlarında ciddi teşvikler vaat ediyor. AB ve IMF ile ilişkiler konusunda, Cumhuriyet mitinglerinden yansıyan olumsuz mesajlara hak veren yaklaşımlardan uzak durulması cesur ve yerinde tercihlerdir.
Baykal Halk Bankası ile Ziraat Bankası’nı özelleştirmeyeceklerini, siyasetten bağımsız hale getireceklerini söyledi. Bu tercih, özelleştirme karşıtlığını değil, bankacılık alanındaki özelleştirmenin doyma noktasına geldiği konusundaki CHP takdirini ifade ediyor.
Programın en tartışılacak bölümü herhalde 15 milyar dolarlık kaynak gerektirecek çiftçiye ucuz mazot ve sosyal yardım projeleri olacaktır.
Nereden bulunacak kaynağı? Herhalde faiz dışı fazla hedefini indirerek...
Bildirgede CHP mali disiplinden ve enflasyonla mücadele hedefinden sapmamayı da vaat ediyor. Başarılabilir mi?
Partinin ekonomi takımı son katılımlarla çok güçlendi.
CHP ile birlikte gezinen korkular artık geçerli değil.
İktidara yine AKP gelirse, onun da alacağı ilhamlar vardır.
Şehitlik makamı üstüne
Başbakan, CHP lideri ile bir TV programında karşı karşıya gelmekten niye sakınıyor?
Çünkü kendini biliyor. Dört yıllık iktidar döneminin sorgulanacağı özgür bir tartışma ortamında Baykal gibi bir kurdun elinden kurtulamayacağını biliyor.
Sinirlenecek ve yeni yeni kozlar verecektir muhalefete.
“Hesaba çekme” iddiası taşımayan programların rahat ortamında bile haksızlık yapan incitici şeyler söyleyebiliyor. Yazılı metinle çıkmadığı her kürsüde Başbakan gazetelere bir manşet mutlaka gönderir!
İşte şehit aileleri ile ilgili sözleri:
Kimi anneler evlâtlarının şehit haberini aldığında sevinirmiş bile. Çünkü o makamın değerini bilirlermiş. Ama başka türler de çıkıyormuş!
Peki şehit annelerini böyle haksızca ayırmak, o makamın değerini bilen birinin göze alacağı iş midir?

